Güvenli Hayvansal Üretim
Kaynak: Duru, M., Şahin, A.2011. Ülkemizde Sağlıklı ve Güvenli Hayvansal Üretimin Önemi. Ordu Gıda Güvenliği Dergisi 15-23.
Dünya nüfusunun beslenmesi birim alandan elde edilen bitkisel ve hayvansal ürünlerin arttırılması ile karşılanmaya çalışılmaktadır. Entansif üretiminde, kimyasal tarım ilaçlarının ve gübrelerin kullanımı, ormanların kesilmesi, hayvanlarda kullanılan sentetik yem katkı maddeleri gibi uygulamaların hayvanlarda, bitkilerde, insanlarda ve hatta diğer canlılarda zararlı etkilerinin olduğu bilim adamları tarafından fark edilmiştir. Entansif üretime rağmen gıdaların, dünyadaki dağılımı adil olmadığından “yoksulluk” ve “açlık ve yetersiz beslenme” ve “ölümlerin” önüne bir türlü geçilememektedir. Yoksullukla mücadele eden ülkelerde az girdili fakat sürdürülebilir tarımsal üretim içerisinde, sağlıklı ve güvenilir gıda teminine gereksinim vardır. Gelecek nesillerin daha sağlıklı olması, sağlıklı gıdalarla beslenmeleri ile mümkündür. Başta gelişmiş ve hızla gelişmekte olan ülkelerde yaşam standartlarının da yükselmesiyle birlikte insanlar tükettikleri gıdaların nitelikleri ve kendi sağlıkları üzerindeki etkileri hakkında daha hassas ve bilinçlenmiş durumda olup gıdaları sadece tüketmekten ziyade tükettikleri her gıdanın yararlarını da göz ardı etmemektedirler. Ülkemizde bu bilinç giderek artmakta ve hayvan beslemede kullanılan katkı maddelerinin insan sağlığına zararlı olabilecekleri endişesi ile kullanımlarına dair yasal düzenlemeler getirilmiştir.
Entansif hayvansal üretimin getirdiği en önemli örneklerden biri olan Deli Dana hastalığı, Scropie hastalığından ölen hayvanların kadavralarının protein kaynağı olarak sığırların beslenmelerinde kullanılmasından sonra ortaya çıktığı bilinmektedir. Hastalıklı hayvanların ürünlerini tüketen insanlarda hastalık 10 yıllık kuluçka süresinden sonra 1-2 ay içerisinde ölümle sonuçlanmaktadır. Bu hastalık sebebiyle sadece İngiltere’de 179.000 sığır hastalanmış ve 4.4 milyon hayvan imha edilmiştir.
Antibiyotiklerin ve anabolizanların yem katkısı olarak kullanımı Avrupa Birliği ülkelerinden sonra ülkemizde de yasaklanmıştır. Koksidiyozis (kanlı ishal) kontrolü için kullanılan antikoksidiyaller ise yine aynı şekilde insan sağlığına zarar verebilecekleri endişesi ile bir kısmı yasaklanmış, bir kısmının ise Ülkemizde 2014 yılına kadar, Avrupa Birliği ülkelerinde ise 2012 yılı sonuna kadar kullanılmasına izin verilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün yayınladığı bir raporda antibiyotiklerin hatalı kullanımı sonucu, antibiyotiklere karşı patojenlerin bağışıklık kazandığı ve insanlara geçen antibiyotik kalıntılarının insan vücudunda dirençsiz bakterileri öldürerek, güçlü ve zararlı bakterilerin çoğalmasına sebep olduğu ve hastalık esnasında kullanılan antibiyotiklerin giderek etkisiz kaldığı gözlemlenmiştir.
Kanatlılarda salmonella bulaştırıcısı olarak et-kemik unu ve tavuk unu gösterilmektedir.
Yemdeki dioksin hayvanların yağ depolarında birikir, süte ve yumurtaya bulaşır. Yüksek düzeyde dioksinle kontamine olmuş hayvansal ürünlerin tüketilmesi insanlarda, toksik ve kanserojen etki yanında psikolojik ve hormonal bozukluklar gibi rahatsızlıklara yol açtığı ve ancak dioksinin vücuttan 7 yılda atılabildiği belirtilmektedir. 2010 ve 2011 yılında Almanya’da dioksinin yeme bulaşması ile binlerce ton hayvan yemi ve tavuk imha edilmiştir.
1996 yılında İngiltere’de yürütülen araştırmada piyasadaki sütün üçte birinde insektisit kalıntılarına rastlanmıştır. Bu kalıntıların zamanla insanların vücut yağlarında birikerek tümör oluşturduğu, kadınlarda göğüs kanserine, sinir sisteminde tahribata ve anne karnındaki bebeğin gelişiminin bozulmasına sebep olduğu bildirilmiştir.
Ülkemizde de tüketici bilinçlenmesi çalışmalarının yanında, Ziraat mühendislerinin ve özellikle Zooteknistlerin, “Türkiye‘de yaşayan insanların sağlığı ve gıda güvenliği en az diğer ülkelerin insanlarınki kadar önemli olduğunu” bilmeleri gereklidir.
Haberin Kaynağı için Tıklayınız..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder