9 Temmuz 2013 Salı

ORGANİK KANATLI HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

Kanatlı Hayvanların Bakımı ve Barınaklar
Organik kanatlı yetiştiriciliğinde, kanatlı barınaklarının yapısı aşağıdadır:
A) Kümesler sıhhi bir yapı malzemesinden inşa edilmeli, kümes koşulları hayvanların biyolojik ve ırk ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Hayvanlar yem ve suya kolayca erişebilmelidirler. Binaların yalıtımı, ısınması, havalandırılması; hava akımını, toz seviyesini, ısıyı, nispi nemi ve gaz konsantrasyonunu hayvanlara zarar vermeyecek sınırlar içerisinde tutacak şekilde olmalıdır. Binalara çok iyi bir şekilde doğal hava ve ışık girebilmelidir.
B) Binalardaki hayvan yoğunluğu hayvanların türüne, ırkına ve yaşına bağlı olarak rahat ve iyi durumda olmalarını sağlayacak şekilde olmalıdır. Optimum hayvan yoğunluğu hayvanların rahatça ve doğal olarak durabilecekleri, kolayca yatabilecekleri, dönebilecekleri, kendilerini temizleyebilecekleri, gerinme ve kanat çırpma gibi tüm doğal hareketleri yapabilecekleri yeterli büyüklükte yer sağlayacak şekilde olmalıdır.
C) Kanatlılar doğal otlaklarda yetiştirilmelidir ve kafeslerde tutulamazlar. Hayvanın rahatlığı veya hijyen şartları nedeniyle su kanatlıları iklim şartlarının elverdiği zamanlarda akarsulara, gölet veya göllere erişebilmelidirler.
D) Tüm kanatlı barınakları aşağıdaki asgari şartları karşılamalıdır.
1) Asgari üçte biri parçalı veya ızgaralı yapıda değil düz satıh olmalı ve sap-saman, talaş, kum veya kısa çim gibi maddelerle kaplı olmalıdır.
2) Yumurta tavukları binalarında tavuklara ayrılan zeminin büyük bir kısmı dışkı toplanmasına elverişli olmalıdır.
3) Kanatlı grubunun ve kanatlının büyüklüğü ile orantılı büyüklükte tünek bulunmalıdır.
4) Kanatlının büyüklüğüne göre giriş/çıkış delikleri olmalı ve bu delikler kanatlı barınağının her 100 m2 si için asgari toplam 4 m toplam uzunluğa sahip olmalıdır.
5) Her kanatlı barınağında 4800 adet broyler, 3000 adet yumurta tavuğu, 5200 adet Afrika tavuğu, 4000 adet dişi muscovy veya pekin ördeği, 3200 adet erkek muscovy veya pekin ördeği veya diğer ördekler, 2500 adet et horozu, kaz veya hindiden fazla hayvan barındırılmamalıdır.
6)-Her hangi bir üretim biriminde bulunan et üretimine yönelik kanatlı barınaklarının toplam kullanılabilir alanı 1600 m2 yi aşmamalıdır.
7) Yumurta tavuklarında doğal ışığa ilaveten günde azami 16 saat ışık sağlanacak şekilde suni ışıklandırma kullanılabilir ancak suni ışıklandırma olmadan asgari sekiz saat dinlenme süresi uygulanmalıdır.
8) Kanatlılar iklim koşullarının elverdiği durumlarda açık hava barınaklarına alınmalı ve mümkün olan hallerde bu durum yaşamlarının asgari üçte birinde uygulanmalıdır. Bu açık hava barınakları çoğunlukla bitki örtüsü ile kaplanmalı, koruyucu tesisler bulunmalı ve hayvanların yeterli sayıda su ve yem yalaklarına erişmelerine imkan vermelidir.
9) Yetiştirilen her kanatlı gurubu arasındaki sürede binalar sağlık nedenleriyle hayvanlardan boşaltılmalıdır. Bu süre içerisinde binalar ve tesisat temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Ayrıca, her kanatlı grubunun yetiştirilmesi tamamlandığında açık hava barınakları sağlık nedeniyle boş bırakılarak bitki örtüsünün yeniden gelişmesine imkan verilmelidir. Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu, barınakların boş bırakılması gereken dönemleri belirleyecekler ve kararlarını Komiteye bildireceklerdir. Bu gereklilik barınaklarda tutulmayan ve gün boyunca serbestçe gezinen küçük miktarlardaki kanatlılara uygulanmayacaktır.

Kanatlı Hayvanların Sağlığı ve Veteriner Müdahalesi
Organik kanatlı yetiştiriciliğinde, hayvan sağlığı ve veteriner müdahalesi kuralları aşağıdadır:
A) Organik kanatlı yetiştiriciliğinde, hayvanların genetik yapısı değiştirilemez ve genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve bunlardan üretilmiş ürünler organik tarım metoduna uygun olmadığından, organik hayvansal üretimde girdi olarak kullanılamaz. Gen teknolojisi metotları ile hayvan ıslahına izin verilmez. Antibiyotikler, koksidiyostatikler ve diğer büyümeye yardımcı suni maddeler, üremeyi kontrol edici veya başka amaçlar için hormonların veya benzer maddelerin kullanılması yasaktır. Yine de tedavi edici uygulama olarak hormonlar tek hayvan üzerinde uygulanabilir.
B) Gaga kesme, kanatları yolma gibi yöntemler uygulanamaz.
C) Hastalıklara karşı direncin güçlenmesi ve enfeksiyonların önlenmesi bakımından her türün gereksinmelerine uygun gerekli tedbirler alınmalıdır.
Organik kanatlı yetiştiriciliğinde veteriner ilaç uygulamaları aşağıdaki prensiplere uygun olmalıdır;
1) Tedaviye alınan hayvan türü üzerinde tedavi edici etkisinin bulunması ve tedavi koşullarına uygun olması kaydıyla kimyasal bileşimli ilaç uygulamaları yerine, bitki alıntıları ve bitki özleri gibi bitkisel ilaçlar, bitki, hayvan veya mineral kaynaklı maddeler gibi homeopat ürünler ve eser maddeler ve ürünleri kullanılmalıdır.
2) Yukarıda bahsedilen maddelerin kullanımının hastalıkla veya yaralanmayla mücadelede yetersiz kalması veya yetersiz kalmasının muhtemel olduğu ve hayvanın acı çekmemesi için tedavinin gerekli olduğu durumlarda veteriner sorumluluğunda kimyasal bileşimli ilaçlar veya antibiyotikler kullanılabilir.
3) Önleyici tedavi olarak kimyasal bileşimli veteriner ilaçları veya antibiyotiklerin kullanılması yasaktır.
4) Üretim biriminin bulunduğu belirli bir alanda bir hastalığın ortaya çıkması halinde, bağışıklık sağlayan veteriner ilaçları kullanılabilir.
5) Veteriner ilaçları kullanılacağı zaman konulan teşhis, müdahale yöntemi, tedavi süresi ve ilacın yasal kesilme süresi ile birlikte kullanılan ürün tipi açıkça kayıt edilmelidir.
6) Hayvanlar veya hayvan ürünleri organik ürün olarak pazarlanmadan önce bu durum kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşuna bildirilmelidir. Tedavi edilen hayvanlar, açıkça belirlenmelidir.
7) Bir hayvana normal koşullarda verilen veteriner ilaçlarının son uygulandığı tarih ile bu hayvanlardan organik ürün elde edilme tarihi arasındaki süre ilacın tanımlanmış kesilme süresinin iki katı olmalı veya kesilme süresi belirtilmemiş hallerde 48 saat olmalıdır.
8) Aşı uygulamaları, parazit tedavisi, bir hayvana veya hayvan grubuna bir yıl içerisinde ikiden fazla veya azami üç kez kimyasal bileşimli veteriner ilaçlarının veya antibiyotiklerin uygulanması halinde, söz konusu hayvanlar veya bu hayvanlardan elde edilen ürünler yönetmeliğe uygun olarak üretilmiş ürün sıfatıyla satılamazlar ve kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşunun izni ve komitenin mutabakatı şartıyla geçiş sürecine alınırlar.
9) Yumurta  üretiminde, 5 gün içerisinde sentetik ilaç kullanılmış ise organik ürün olarak satılamaz.
10) Kanatlılarda yumurtlamayı ve yumurta sarısını artırıcı yada kalite düzenleyici sentetik maddeler ile doğal olmayan yöntemler kullanılamaz.
Kanatlı İşletmelerindeki Binaların, Ekipmanın Temizlenmesi ve Dezenfekte Edilmesi Amacıyla İzin Verilen Ürünler

Kanatlı işletmelerinde potasyum ve sodyum sabunu, su ve buhar, kireç kaymağı, kireç, sönmemiş kireç, sodyum hipoklorit (örneğin çamaşır suyu), kostik soda, kostik potas, oksijenli su, doğal bitki özleri, sitrik, parasitik asit, formik, laktik, oksalik ve asetik asit, alkol, formalin, sodyum karbonat?a bina ve ekipmanların temizlik ve dezenfektasyonu amacıyla izin verilir.

Kanatlı Hayvanların Nakliye ve Kesimi
Organik kanatlı nakliyesi ve kesim kuralları aşağıdadır:
1)Hayvanların nakilleri stressiz ve kısa zamanda gerçekleştirilecek şekilde yapılmalıdır.
2) Yükleme ve boşaltma işlemleri dikkatlice ve hayvanları zorlamak amacıyla her hangi bir elektriksel aygıt kullanılmadan gerçekleştirilmelidir. Nakliye öncesi ve esnasında her hangi bir yatıştırıcı ilaç kullanılması yasaktır.
3) Kasaplık hayvanlara kesim esnasında stres yaratmayacak şekilde davranılmalı, uygun kesim yöntemleri uygulanmalıdır. Mümkün olan durumlarda ayrı kesimhaneler kullanılmalıdır. Mümkün olmayan durumlarda ise klasik olarak beslenmiş hayvanların kesiminden sonra, kesimhane iyice temizlendikten sonra, organik üretimi yapılmış hayvanların kesimi yapılmalıdır. Kesim işlemi aynı kesimhanede, aynı anda yapılamaz.
4) Kanatlılarda asgari kesim yaşları aşağıda verilmiştir.
Broyler 81 günlük, et horozları 150 günlük, pekin ördeği 49 günlük, dişi muscovy ördeği 70 günlük, erkek muscovy ördeği 84 günlük, yaban ördeği 92 günlük, afrika tavuğu 94 günlük, hindi ve kaz 140 günlük olmalıdır.

Organik Kanatlı Üretiminde Yem Temini ve Hayvan Besleme

Organik kanatlı üretiminde, yem temini ve hayvan besleme kuralları aşağıdadır:
1) Yem kullanımındaki amaç, üretimin azami düzeye çıkarılmasından çok, hayvanların muhtelif gelişim evrelerindeki beslenme ihtiyaçları karşılanırken kaliteli üretimin sağlanmasıdır.
2) Hayvanlar organik olarak üretilmiş yem hammaddeleri ile beslenmelidir.
3) Hayvanlar, tercihen yetiştirildikleri işletmeden sağlanan yemlerle, buna imkan olmaması halinde Yönetmelik kurallarına uygun hareket eden diğer birimlerden veya işletmelerden sağlanan yemlerle beslenmelidirler.
4) Ortalama olarak rasyon formüllerinin % 30'una kadarı geçiş sürecindeki maddeleri içerebilir. Dönüşümdeki yem maddeleri aynı işletmeden geliyorsa bu oran % 60'a artırılabilir.
5) Çiftçinin yemlerini yalnızca organik üretimden sağlayamaması durumunda klasik yem ham maddelerinin sınırlı oranda kullanılmasına izin verilir. Her yıl için izin verilen geleneksel yem hammaddeleri azami kullanım oranı ruminant hayvanlarda % 10 ve diğer türlerde % 20'dir. Bu rakamlar tarımsal kaynaklı yem hammaddelerinin kuru madde oranı yüzdesi olarak yıllık bazda hesaplanır.
6) İstisnai hava koşulları nedeniyle yem üretiminde kayıp olması halinde, afet bölgesinde ve kısa bir süre için kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşunun belirleyeceği oranda klasik yem hammaddelerinin kullanımına izin verilebilir.
7) Kanatlılarda besi aşamasında kullanılan yem formülü asgari % 65 tahıl içermelidir.
8) Kanatlı rasyonlarına kaba yem, taze veya kuru ot veya silaj eklenmelidir.
9) Antibiyotikler, koksidiyostatlar, ilaç maddeleri, büyütücüler veya büyümeyi veya üretimi geliştiren diğer maddeler hayvan beslenmesinde kullanılmaz.
10)-Sentetik yem katkı maddeleri, yem işlemeye mahsus yardımcı maddeler ve genetik değişimden geçirilmiş organizmalar kullanılamaz.
Kanatlı yemlerinde kullanılabilen yem hammaddeleri ve yem katkıları
A) Tahıl ve yan ürünleri
Mısır (dane, kepek, embriyo ve glüten olarak), sorgum (dane olarak), buğday (dane, kepek, glüten ve embriyo olarak), tritikale (dane olarak), yulaf (dane, kırıntı, kabuk ve kepek olarak), arpa (dane olarak), pirinç (dane, kırık, kepek ve embriyo olarak), çavdar (dane ve kepek olarak)
B) Yağlı tohumlar ve bunların yan ürünleri
Kolza tohumu (tohum ve embriyo olarak), soya fasulyesi (tohum ve embriyo olarak), ayçiçeği tohumu (tohum ve embriyo olarak), pamuk tohumu (tohum ve embriyo olarak), keten tohumu (tohum ve embriyo olarak), susam (tohum ve embriyo olarak)
C)  Baklagil tohumları ve bunların yan ürünleri
Nohut tohumu, burçak tohumu, fiğ (uygun ısıda işlem görmüş), bezelye (tohum, vasat ürün olarak), bakla (tohum, vasat ürün olarak), acı bakla (tohum olarak )
D) Kaba yemler
Kaba yonca unu, yonca, yonca unu, çim unu, saman, silaj, yemlik kök bitkiler
E)  Diğer bitkiler ve bunların yan ürünleri
Deniz yosunu bileşiminden üretilen ve yemde kullanılan melas (deniz yosununun kurutulması ve ezilmesiyle elde edilir ve içeriğindeki iyodun azaltılması için yıkanır), bitki tozları ve bitki kalıntıları, bitki protein kalıntıları (yalnızca yavru hayvanlara verilir), baharat ve otlar
F) Balık, diğer deniz hayvanları ve bunların yan ürünleri
Balık, balık yağı ve rafine edilmemiş balık yağı, enzim yoluyla elde edilen yumuşakça, kabuklu autolysate, Hydrolysate, Proteolysate, balık unu
G) Mineral katkılar
Sodyum
Rafine edilmemiş deniz tuzu, kaba kaya tuzu, sodyum sülfat, sodyum karbonat, sodyum bikarbonat, sodyum klorit
Kalsiyum
Su hayvanlarının kabukları (mürekkep balığı kemikleri dahil), kalsiyum karbonat, kalsiyum laktat, kalsiyum glükonat, lithotamnion ve maerl
Fosfor
Kemik dikalsiyum fosfat çöküntüsü, deflüor dikalsiyum fosfat, deflüor monokalsiyum fosfat
Magnezyum
Susuz magnezyum oksit, magnezyum sülfat, magnezyum klorit, magnezyum karbonat
Kükürt
Sodyum sülfat
İz elementler
Demir (demir karbonat, demir sülfat, monohidrat demir oksit), iyot (kalsiyum iyodat, susuz kalsiyum iyodat, hekzahidrat, potasyum iyodür), kobalt (kobalt sülfat monohidrat ve/veya heptahidrat, baz kobalt karbonat, monohidrat), bakır (bakır oksit, baz bakır karbonat, monohidrat bakır sülfat, pentahidrat), mangan (mangan karbonat, mangan oksit ve manganik oksit, mangan sülfat, mono ve/veya tetrahidrat), çinko (çinko karbonat çinko oksit, çinko sülfat, mono ve/veya heptahidrat,) molibden (amonyum molibdat, natrium molibdat), selenyum (sodyum selenat sodyum selenit), natrolit-fonolit (alüminyum slikatın doğal karışımı, alkali toprak, alkali alüminyum hidroslikat, natrolit % 43-46,5 ve felspat formüllü ve yemdeki oranı en fazla 25,000 mg/kg), volkanik kökenli klinoptilolit (en az % 85 klinoptilolit ve en fazla % 15 feldaspat, mika ve kil içeren, kuvars ve fiber içermeyen volkanik orijinli sulu kalsiyum alüminoksit formüllü yemdeki oranı en fazla 20,000 mg/kg)
H) Vitaminler, provitaminler ve kimyasal açıdan tam tanımlanmış benzer etkisi   bulunan maddeler
Yem ham maddelerinden doğal olarak elde edilenler ve tek mideli hayvanlar için doğal vitaminlere eşdeğer sentetik vitaminler kullanılabilir. Sentetik vitaminlerin kullanım şartlarını sertifikasyon kuruluşu belirlemektedir.
I) Enzimler
3-phytase (Aspergillus niger? den üretilir.)
J) Mikroorganizmalar
Bacillus cereus var. toyoi, Bacillus licheniformis, Bacillus subtilis
K) Koruyucular
E 236 Yalnız silaj için formik asit, E 260 yalnız silaj için asetik asit, E 270 yalnız silaj için laktik asit, E 280 yalnız silaj için propiyonik asit
L) Birleştiriciler, katılaşmayı önleyici maddeler ve katılaştırıcılar
E 551b Koloidal silis, E 551c kieselgur, E 553   sepiolit, E 558   bentonit, E 559   saf kil, E 561   vermikulit, E 599   perlit (1,2).
Kanatlı yemlerinde kullanılması yasak yem hammaddeleri ve yem katkıları nelerdir?

Kanatlı yemlerinde, mezbaha artıkları (et-kemik unu, kan unu, et unu vb.), heksan gibi solventler veya diğer kimyasallarla ekstrakte edilmiş yağlı tohum küspeleri, üre, hayvan gübresi, genetik olarak modifiye edilmiş yem hammaddeleri, sentetik amino asitler, sentetik renk maddeleri, sentetik koruyucular, sentetik büyütme faktörleri ve uyarıcılar, sentetik iştah açıcıların kullanılması yasaktır .
ORGANİK KANATLI YETİŞTİRİCİLİNDE SERBEST ÜRETİM MODELİ
Serbest üretim genel hatlarıyla tavukların yapay ortamdan uzak olacak şekilde yerde barındırılması ve açık alanda otlatılması şeklinde tanımlanmaktadır. Geçici bir kümeste veya ağılda barındırılan tavukların hasat sonrası tarlada kalan daneleri topladığı veya tarlada bulunan zararlıları temizlediği bilinen bir uygulama olarak gözükmektedir. Sığırların dönüşümlü olarak daha uzun boylu otlaklara taşınması ile geride kalan kısa boylu otların tavuklar tarafından değerlendirildiği ve ürüne dönüştürüldüğü bilinmektedir. Diğer taraftan tavukların eşelenme iç güdüsü ile ineklerden geriye kalan kısmı doğal olarak eşeledikleri de gözlenmektedir. Yetiştiriciler tarafından yaşamalarına izin verilmeyen kabuklu ve zararlı böcekleri ortadan kaldıran ve doğal olarak biyolojik mücadele yapan tavuklar özellikle çiftliğin karma ekonomisine katkıda bulunmaktadırlar .
Serbest üretim modelinde kümes içinde tavukların gübresinin toplandığı alanı içine alacak şekilde toplam alanın üçte birinin saman, odun talaşı, kum veya otlarla kaplanması gerekmektedir. Bu tipte barındırma sisteminde m2 de hayvan sayısı 7' yi geçmemelidir. Kümes içinde maksimum m2 de 25 hayvan olacak şekilde hazırlanan bölmelerde tavuk başına 15 cm olacak şekilde tünek mesafesi konulmalıdır .
Serbest Broyler Yetiştiriciliği nasıl yapılmaktadır?
Eğer serbest broyler yetiştiriciliği yapılacaksa kullanılacak hayvanların buna uygun olması gerekmektedir. Genellikle bu amaçla kullanılan hayvanlar Cobb gibi hibrit veya Light Sussex veya Dorking gibi geleneksel ağır saf ırklar da olabilmektedir. Geniş göğüslü melez Indian (Cornish ) Game civcivleri de daha uygun olabilmektedir. Doğal yemleme ve yeterince hareketin sağlanması için sağlam bir yapıya gereksinim duyulduğundan, hızlı büyümede bacak zayıflığı gösterenlerin materyal olarak kullanılmaması gerekmektedir. ISA 657 kırmızı tüylü broyler ve Shaver Redbro özellikle yoğun olmayan üretim için geliştirilmişlerdir. Bunlar beyaz tüylü Cobb ve Hubbard broylerlerine göre daha yavaş büyümelerine karşın, dış ortam şartlarına daha çabuk adapte olmaktadırlar. Bu tipler Fransa' da çok yaygın olmasına rağmen İngiltere' de daha az yaygındır .
Önerilen sürü büyüklüğü bir kümeste 200 adet broyler olmasına karşın izin verilen sayı 500 adede kadar çıkmaktadır. Yumurtacılar için kullanılan bir çok barınak serbest broyler üretimi için de uygun olmaktadır. Yetiştirilecek materyal doğrudan kümese alınmakta, ancak civcivler için gerekli ortamın hazırlanmasına gereksinim duyulmaktadır. Eğer organik serbest broyler üretimi sertifikalı olarak yapılacaksa günlük yaşta civciv almak gerekmektedir. Hangi yolla olursa olsun hiçbir şekilde enfeksiyonlara karşı aşılamaya ve herhangi bir veteriner uygulamasına izin verilmemeli, kayıtlar düzenli ve yeterli olacak şekilde tutulmalıdır.
Civciv dönemi
Günlük civcivler tüylenmelerini tamamlama yaşına gelinceye kadar sıcak ortamda bakılmak zorundadır. Bu amaçla ana makinelerinden yararlanmak düşünebilir ama zorunlu değildir. Önemli olan kuru ve zararlılardan korunmuş izolasyonu ve havalandırılması sağlanmış bir barınağın hazırlanmış olmasıdır. Zemin odun talaşı veya benzeri sıcak bir altlıkla kaplanmalıdır. Civcivleri ısıtmak amacıyla ısıtma lambalarına ihtiyaç vardır. Lambalar civcivleri rahatsız etmeyecek ve rahatını sağlayacak yükseklikte asılmalıdır. Isı kaynağı olarak elektrik veya propan gazdan yararlanmak mümkündür. Isı kaynağının sessiz ve stres oluşturacak şekilde parlak olmamasına dikkat edilmelidir. Civcivlerin büyümesiyle birlikte sıcaklık gereksinimlerinde bir azalma olacağından ısı kaynağının buna göre aşamalı olarak ısı üretimi azaltılmalıdır. Bunun için aşamalı olarak yukarıya çekilir ve en nihayet tamamen kaldırılır. Sıcaklık gereksinimi ortadan kalkmış genç piliçler serbest yumurta üretiminde olduğu gibi kümes içine yerleştirilir. Tilkilere karşı yüksek tel örgüyle veya elektrikli tel örgüyle korunmaya ihtiyaç duyulabilir. Eğer çok sayıda piliç yetiştirilecekse organik standartlara uymak şartıyla kümes içinde farklı bölmelere dağıtmak gerekmektedir .
Yemleme
Civcivlerin  zemin üzerine yerleştirilmiş ve askıya alınmış yemlik ve suluklara ihtiyacı bulunmaktadır. Başlangıçta civciv yemlerinin yeter derecede ufak kırılmış ve karıştırılmış olması yem alımını kolaylaştırılması bakımından önemli olmaktadır. Yemin koksidiyostat içermemesi gerekmektedir. Organik rasyonun içeriği tahıllar, tam yağlı soya, tarla fasulyesi, balık unu, yonca ve mineral-vitaminlerden oluşmaktadır. Organik veya doğal yem hazırlamada özelleşmiş yem fabrikaları bulunabilir. Doğal yem hazırlama diğer yem hazırlamaya nazaran daha pahalı olmaktadır. İlaçlanmamış otlaklar organik standartlara uygun olmak zorundadır .
Sofralık broyler üretimi için yemleme miktarı gerek içeride gerekse de dışarıda serbest (ad-libitum) olarak yapılmaktadır. Fransa?da yapılan üretimde yemler dışarıda alttan açılan büyük kovalar içine konmaktadır. Bu yemlikler otlatma alanına uygun bir şekilde yerleştirilmiş ve tavukların otlamalarının yanında sadece bunlara konan mısırla beslenmeleri sağlanmıştır. Elektrikli dane öğütücü ile kabaca öğütülen mısırlar tavukların tüketebileceği büyüklüğe indirilmektedir. Mısır ağırlıklı rasyonlarla beslenen tavuklar sonuçta altın derili olarak gelişmektedirler. Su ve erimeyen grit her zaman için hazır olmalı, sıcak havalardan hayvanları korumak üzere yemlik ve sulukların bulunduğu yerlere gölgelik yapılması gerekmektedir .
Kesim
Doğal olarak otlatılan sofralık tavuklar 12 haftalık yaşta kesime hazır duruma gelecektir. Bu zaman sonunda canlı ağırlıkları yaklaşık olarak 1.8-2.3 kg arasında değişmektedir. Diğer taraftan yoğun bir şekilde üretilenler aynı ağırlığa belirtilen sürenin yarısında ulaşmaktadırlar. Ticari organik tavuk üreticileri tavukları kendi çiftliklerinde kesip işleyebilir veya lisanslı kesimhanelere gönderebilirler. İkinci uygulama pahalı olmakla birlikte çiftlikte kesim yapabilmek için izin almak gerekmektedir. Eğer kesim, yolma ve iç çıkarma işlemleri üretilen yerde yapılacaksa bu durumda konulan bir takım yasal kural ve uygulamalara dikkat edilmesi gerekmektedir .
ORGANİK HAYVANSAL ÜRETİMDE KULLANILABİLECEK ALTERNATİF YEM KATKI MADDELERİ
Yem katkı maddeleri, yemden yararlanmayı artırmak, elde edilen hayvansal ürünlerin miktar ve kalitesini yükseltmek, hayvanların sağlıklarını korumak ve ürün maliyetini düşürmek amacıyla kullanılan maddelerdir.
Hayvansal üretimde katkı maddelerinden yararlanma 1940?lı yıllarda antibiyotiklerin kullanımıyla başlamıştır. Antibiyotikler önceleri sadece insan hastalıklarının tedavisinde kullanılırken daha sonra hayvan hastalıklarının tedavisi ve kontrolü yanında büyütme faktörü ve yemden yararlanmayı artırmak amacıyla kullanılmaya başlamıştır. Antibiyotik kullanımı son 30-40 yıl içerisinde giderek artmış ve bu durum enzimatik veya fiziksel yolla antibiyotiklere karşı direnç kazanan mikroorganizma populasyonlarının artmasına yol açmıştır. Günümüzde birden çok antibiyotiğe direnç kazanan çapraz dirençli bakterilerin çoğalması söz konusudur. Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı bir rapora göre, hatalı antibiyotik kullanımı sonucu birçok mikrobun bağışıklık kazandığı ve bu bilinçsiz kullanımın devam etmesi durumunda kısa bir süre sonra kulak iltihabı ve boğaz ağrılarına karşı antibiyotiklerin etkili olmayacağı bildirilmektedir .
Son yıllarda özellikle  antibiyotiklere karşı oluşan mikroorganizma direnci dikkate alınarak birçok ülke bu maddelerin kullanımına kısıtlama veya yasaklama getirmektedir. Bu durum alternatif yeni katkı maddelerini gündeme getirmiştir. Antibiyotiklere alternatif olarak üzerinde durulan yem katkı maddeleri enzimler, organik asitler, probiyotikler, oligosakkaritler (prebiyotikler) ve bitki ekstraktlarıdır. Özellikle organik asitler ve probiyotikler sindirim kanalındaki mikrofloranın ekolojik dengesini yararlı mikroorganizmalar lehine çevirerek, potansiyel patojen mikroorganizmaların üremelerini önlemek amacıyla kullanılan yem katkı maddeleri olarak yaygınlaşmaktadırlar. Her iki yem katkı maddesi de doğal olmaları ve kalıntılarının tüketici sağlığına olan zararlı etkileri nedeniyle kullanımından endişe edilen antibiyotiklere alternatif olarak önerilmektedir.
Yem katkı maddelerinin kullanılabilmesi için bazı koşullara uygunluk göstermesi gerekmektedir. Bu koşulları şöyle sıralayabiliriz:

1) İnsan ve hayvan sağlığını olumsuz etkilememeli, toksin ve kanser yapıcı etkisi olmamalıdır.
2)  Performansı etkin ve ekonomik olarak artırmalı ve kolay elde edilebilir olmalıdır.
3)  Diğer katkı maddeleri ile çapraz rezistansa neden olmamalıdır.
4)  Analitik olarak tespit edilebilmelidir.
5) Biyolojik olarak yıkılabilmeli ve çevreyi kirletmemelidir.
Probiyotikler
Probiyotikler, verildiği hayvanın bağırsaklarında patojen mikroorganizmalara karşı antagonistik etki gösteren, bağırsak mikroflorası üzerine yararlı etkiler oluşturan patojen olmayan gram(+) ve fakültatif anaerob olan, laktik asit üreten, canlı, doğal bağırsak bakterileri, maya kültürleri ve hücreleri ile mantarlar, enzimler ve endüstriyel fermantasyon yan ürünlerini içeren yem katkı maddeleridir .
Probiyotiklerin bilinen etki şekilleri aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1) Başta laktik asit olmak üzere asetik asit ve formik asit gibi organik asitler üreterek bağırsak pH' sını düşürür ve böylece nötr ve bazik ortamlarda yaşayabilen, genelde zararlı etkisi bulunan gram (-) patojen mikroorganizmaların üremesini engelleyen bir ortam oluştururlar.
2) Antibakteriyel maddeler üretirler.
3) Oksidasyon-redüksiyon potansiyelini düşürerek aerobik mikroorganizmaların gelişmesini inhibe ederler.
4) Biyofilm salgıları ile bağırsak epitel hücrelerini patojen bakteriler ve virüslerden koruyarak bağırsakların yangılanmasını önlerler.
5) Çeşitli enzimler üreterek özellikle sindirim sistemi tam olarak gelişmemiş hayvanlarda yemlerin sindirimine katkıda bulunurlar.
6) B grubu vitaminlerini sentezlerler.
7) Bağışıklık sistemini güçlendirirler ve sindirim sistemindeki antikor düzeyini artırırlar .
Probiyotik üretiminde en çok kullanılan mikroorganizmalar laktik asit üreten Lactobacillus ve Streptococcus cinsi bakterilerdir. Ayrıca mayalardan Saccharomyces cerevisiae ve mantarlardan Aspergillus niger ve Aspergillus oryzae de ticari probiyotik üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır .
Oligosakkaritler (prebiyotikler)
Maltoz, laktoz, sakkoroz gibi oligosakkaritlerin mikrobiyal fonksiyonları düzenlediği, laktik asit düzeyini artırdığı sindirim sistemi pH' ını düşürdüğü ve yararlı bakterileri artırdığı belirtilmektedir. Oligosakkarit uygulamalarının özellikle patojenik Salmonella ve E.Coli bakterilerini önemli düzeyde azalttığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirlenmiştir .
Bitki Ekstraktları
Günümüzde hayvancılıkta performans artırıcı ve antimikrobiyal etkileri nedeniyle ticari olarak yararlanılan değişik bitki ekstratları saf veya karışım halinde mevcuttur. Bitkilerden elde edilen fenolik yapıdaki bileşiklerin (kaffeik sinnamik, ferulik asit, gallik asit, olöropin, timol, ögenol) organik asitlerin (benzoik, sorbik, sitrik, asetik asitler) ve esansiyel yağların (alil, izotiosiyanat, allisin) antimikrobiyal etki gösterdikleri bilinmektedir. Bunlardan tarçın, karanfil, kekik ve yenibaharın Listeria monocytogenes üzerine antimikrobiyal etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Yucca schidigera ve Oreganum vulgare (yabani mercanköşk)? ün antibakteriyel etkileri mevcuttur.
Kanatlı hayvanların yemlerine bitkisel ekstratlar katılarak şu faydalar sağlanabilir.
1) Daha fazla ağırlık kazancı, daha yüksek yumurta verimi ve daha iyi yem değerlendirme,
2) Ağızdan itibaren sindirim sistemi içinde patojen mikroorganizmaların öldürülmesi,
3) Yemde lezzet artışı,
4) Sindirim özsularının sekresyonunu artırma,
5)Sindirim enzimlerinin etkinliğini artırarak yemlerin sindirilebilirliğini yükseltme,
6) Bağışıklık sistemini güçlendirme,
7) Kolesterolü düşük hayvansal ürün temin etme,
8) Protein sentezini uyararak daha kaliteli ve yağsız et üretme,
9) Amonyağı bağlayarak daha temiz ve sağlıklı çevre oluşturma.
Enzimler
Kanatlı rasyonlarının toplam fosfor içeriğinin % 70' ini meydana getiren fitin-P, kanatlılar tarafından değerlendirilememekte, önemli miktarlarda fosfor gübre ile dışarı atılarak çevre kirliliğine yol açmakta, ayrıca protein, karbonhidrat ve mineral maddelerin fitik asit ile etkileşimi sonucunda sindirilme dereceleri azalmaktadır. Bunun yanında gübre ile atılan fosfor açığını kapatmak için rasyonlara inorganik-P kaynakları ilave edilmekte, böylece yemin maliyeti artmaktadır. Kanatlı rasyonlarına fitaz enzimi ilave edilerek fitin şeklinde bağlı fosforun yaklaşık % 40' ı değerlendirilebilmekte, böylece gübre ile atılan fosfor miktarı azalmaktadır .
Renk Maddeleri
Ülkemizde yumurta sarısındaki renk konusunda genel eğilim Altın Rengi dir. Bu amaçla son yıllara kadar yem sanayinde yumurta sarısını ve broyler deri rengini isteğe göre düzenlemek için petrol türevleri olan sentetik renk vericiler beta-apo-8 karoten, apo-karatenoic ester, apo-etil ester, kantaksantin kullanılmakta idi. Ancak son yıllarda gerek Avrupa Birliği Ülkelerinde gerekse ABD ve Kanada' da hızla sentetik renk vericilerden kaçış ve doğal renk vericilere yönelim gözlenmektedir. Bugün için dünyada çeşitli bitkisel kaynaklı, doğal renk vericilerin üretimi yapılmakta ve kullanılmaktadır
                                                                             DOĞAL RENK MADDELERİ
Elde edildiği kaynakAna etken renk maddesinin kimyasal adıElde edilen renk
Kırmızı biberCapsantinKoyu kırmızı
Kadife çiçeği, yoncaLuteinKoyu sarı
Mısır, gül tohumuCryptoxanthinSarı
KabaklarViyolaxanthinPembe
Mantarlar ve su yosunlarıCanthaxanthinHafif kırmızı
MısırZeaxanthinSarı
LimonCitranaxanthinAçık sarı
PortakalBeta caratenolOrange
DomatesLikopenSarı-kırmızı


ETLİK PİLİÇ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Günümüzde tavukçuluk, sektörde büyük bir endüstri haline gelmiştir. Entansif yetiştirme ve artan otomasyon sayesinde, küçük bir alanda çok sayıda tavuk yetiştirilmesi ve daha az iş gücüyle büyük kapasitelerle çalışılması ile sağlanan yüksek üretim, etlik piliç yetiştiriciliğini daha kârlı hale getirmiştir. Yemin ete dönüşüm oranının çok uygun olması nedeniyle, protein talebini karşılamada tavuk ürünleri, kırmızı et ve süt mamulleri gibi protein kaynaklarından daha çok tercih edilmektedir. Bunun yanı sıra tavuk işleme teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak değişik tavuk ürünleri tüketicinin beğenisine sunulmaktadır.
Tavukçuluk, hayvansal proteinin en ucuz ve en kolay sağlanabildiği hayvansal üretim  kolları arasındadır. Nitekim bugün üretimi yapılan kasaplık piliçler 6 ile 7 haftada 2.2-2.5 kg'a kadar canlı ağırlığa ulaşmakta ve 1 kg canlı ağırlık için ileri ülkelerde, 1.75 kg civarında yem tüketilmektedir (Anonim 2007a).
2.1. Etlik Piliç Yetiştirme Sistemleri
Etlik piliç yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan 3 sistem vardır. Bunlar;         
[ Hepsi içeri-hepsi dışarı  ( doldur-boşalt sistemi )], ( haftalık süreli devre sistemi ),         
( serbest sistem) olup detaylı bilgiler aşağıda sunulmuştur (Anonim 2007a).
2.1.1. Hepsi İçeri-Hepsi Dışarı ( Doldur-Boşalt ) Sistemi
Bu sistemde tüm civcivler, aynı gün alınır ve belli bir süre büyütüldükten sonra aynı gün kesime gönderilirler. Kümesler temizlenip dezenfekte edildikten ve bir süre boş bırakıldıktan sonra yeni bir parti konur ve bu işlem böylece sürdürülür. Bu sistemde, eldeki tüm hayvanlar aynı yaştadır. Her partide kümesler temizlenip dezenfekte edildiği için, sistem hastalık açısından büyük güven sağlar. İki parti arasında boş kalan sürede 7-14 gün arasında değişir. Bu sistem fazla iş gücü gerektirmez (Anonim 2007a).
2.1.2. Haftalık Süreli Devre Sistemi
Bu sistemde işletmeye her hafta günlük civciv gelir ve her hafta da piyasaya kesime hazır piliç verilir. Bu sistemde, genellikle besi yapılacak hafta sayısından bir fazla kümes veya kümes bölmesine ihtiyaç vardır. Örneğin, hayvanlar 7 hafta elde tutulacaksa, 8 kümes bölmesi gerekir. Böylece, boşalan kümesin temizlenip havalanması için bir haftalık bir süre sağlanmış olur. Bu sistemde 1 ile 8 haftalar arası hayvanların bir arada bulunmaları, sağlık yönünden sakıncalı olduğu gibi, bakım ve yönetimde güçtür. Bu nedenle tavukçuluğu ileri ülkelerde bu sistem tavsiye edilmemektedir. Ancak; piyasa talep kapasitesi yüksek olmayan yerlerde, paketleme ve soğuk hava tesisleri bulunmayan işletmeler için uygundur
(Anonim 2007a).
2.1.3. Serbest Sistem
Bu sistem büyük kuluçkahanelerin bulunduğu şehirlerden uzak ve  büyük tüketim merkezleri bulunmayan yerlerde yaygındır. Kesime genelde 7. haftada başlanır ve her gün sürünün en irileri seçilerek kesime gönderilir. Bu işlem bazen 12. haftaya kadar sürdüğü için bir yılda konabilecek parti sayısını azaltmakta yem tüketimi arttırmakta yemden yararlanma düşmektedir (Anonim 2007a).
2.2. Civciv Seçimi
Başarılı etlik piliç üretimi; yemi ete en ekonomik şekilde çeviren istenilen canlı ağırlığa kısa sürede ulaşan hastalıksız civciv seçimi ile başlar. Doğru seçim yapabilmek için, en kârlı ırk veya hatların seçimi en önemli hususlardandır.
Ayrıca;
-Satılan civcivlerin kalitesi ve büyüklüğü
-Civcivler henüz kuluçkahanede iken aşı, cinsiyet tayini gibi işlerin yapılmış olmasına dikkat edilmelidir.
    Civciv alınan damızlıkçı işletme de, yumurta ile yavruya geçebilen beyaz ishal pullorum, tavuk tifosu, kronik solunum yolları hastalığı gibi tehlikeli hastalıklarla bulaşık olmamalıdır.
    Erkek ve dişi broilerlerin, kuluçkahane de cinsiyet ayrımı yapıldıktan sonra ayrı olarak yetiştirilmeleri giderek yaygınlaşan bir pratik halini almaktadır.
    Erkek ve dişilerin ayrı ayrı yetiştirilmesinde kesim yaşında daha üniform bir sürü elde etme olanağı doğar. Böylece daha küçük broilerlerin istendiği gıda, yani fast-food piyasası için dişiler uygun düşerken, erkeklerde karkasın öğelerine ayrıldığı veya kemiğin etten ayrılarak işlendiği gıda sanayine verilir. Çünkü erkeklerde daha fazla kas ve daha az yağ dokusu oluştuğundan, bunların pazarlandığı piyasalar da değişmektedir (Anonim 2007a).
2.3. Hayvan Yoğunluğu
Kümesteki hayvanlar kalabalıklaştıkça o kümesten yıl boyu daha fazla ürün elde etmek mümkün olmakta; ancak, verim düzeyi düşmekte ve kayıplar artmaktadır. Bu nedenle, kümeslere konacak hayvan sayısı bir yandan mümkün olduğu kadar fazla piliç yetiştirmeyi amaçlarken, öte yandan da verimi çok düşürmemeli, kayıpları arttırmamalı, ölüm oranını artırmamalı, büyümeyi azaltmamalı ve göğüste yaralanmalara sebep olmamalıdır.
Metrekareye konacak hayvan sayısı 12 ile 15 adet arasında değişir. Yerleşim sıklığı kış aylarında yüzde 10 arttırılabilir, yazın ise yüzde 10 azaltılabilir (Anonim 2007a).
2.4. Sağlıklı Koruma Önlemleri
Broiler besisinde hastalıklara karşı önlem alma başarılı bir üretimin ön koşuludur.
 Bunun için;
- Kümesler mümkün olduğu kadar meskun çevreden ayrılmalıdır. Bunun için araziyi tel örgülerle çevirerek çevreye karşı korunmalıdır.
-  İşletmeye ziyaretçilerin girişine izin verilmemelidir.
- Ölen hayvanları yakma veya imha çukuruna kapatarak çevreye hastalık bulaşmasına meydan verilmemelidir.
- Diğer kanatlı hayvanlar (ördek, hindi v.s.) işletme dahilinde bulundurulmamalıdır.
- Aynı yaş grubunda olan hayvanlar bulundurulmalıdır.
- Personelin iş elbisesi ve ayakkabılarının işletme alanı içinde giyilmesi sağlanmalıdır.
- Fare, sıçan ve yabani kuşların tesislerden uzak tutulması sağlanmalıdır.
- Kümes tabanına temiz, nemsiz ve küfsüz altlık serilmelidir.
- Mümkünse, dökme yem kullanılmalıdır. Kamyon şoförlerinin tesis içine girmesine izin verilmemelidir.
- Kümese girişte, ayakkabıların batırıldığı bir ilaç kabı, lavabo ve elbise ve ayakkabıların değişebileceği ilaçlama bölmesi olmalıdır (Anonim 2007a)
2.5. Kümes Ve Ekipman
  2.5.1. Civciv Yemlikleri
       Besinin ilk günlerinde özel civciv yemlerinin kullanılması gerekir. Civciv yemlikleri, plastik veya saçtan yapılmış tepsi yemlikler şeklinde olabildiği gibi; temiz hiç kullanılmamış yumurta violleri kenarları 4 cm kadar kesilip, iç bölmeleri çıkarılıp içleri temizlenmiş civciv kutuları veya askılı yemliklerin alt tablaları da bu amaçla kullanılabilir.
       Tepsi şeklinde, 42 cm çapındaki, bir civciv yemliği 60 civcive yeterlidir. Yumurta violleri kullanılıyorsa 40 ila 50 civcive 1 adet hesaplanmalıdır. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 yemleme yapılmalı; gece için yemliklerde yeterli yem kalması sağlanmalı; gece için yemliklerde yeterli yem kalması sağlanmalıdır. Yemliklerde yem seviyesi 1 cm'den fazla olmamalıdır (Anonim 2007e).
 2.5.2. Piliç Yemlikler
       Yemlikler kolay doldurulabilir, kolay temizlenebilir, yem zayiatını asgari düzeyde tutulabilir, içlerine hayvanların giremeyecekleri şekilde olmalıdır. Ayrıca, içlerine hayvanlar tarafından yataklık materyali bulaştırılmayacak şekilde, fakat rahatça yem yiyebilecekleri yükseklikte düzenlenmelidirler. Bugün farklı ihtiyaçlara göre yapılmış çok çeşitli yemlik tipleri bulunmaktadır. Bu ekipmanların otomatik olanları hem işgücünden tasarruf sağlarlar, hem de yemi temiz ve taze özellikte tutarlar. Ancak bu otomatik ekipmanların kullanılabilmesi için, elektrik kesilmelerine karşı işletmede jeneratör bulunması zorunludur (Anonim 2007e).     
       Yemlikler aşağıda şekilde sınıflandırılabilir:
A) Şekillerine Göre Yemlik Tipleri:      
Şekil itibarıyla üç tip yemlik bulunmaktadır:
1. Oluk tipi yemlikler         2. Yuvarlak yemlikler
3. Borulu yemlikler
B) Otomasyon Tiplerine Göre Yemlik Tipleri:
Otomasyon durumuna göre yemlikler üç grupta toplanır:
1. Basit yemlikler
Bunlara oluklu, tekne veya yalak şeklindeki yemlikler de denir. Oluklu yemlikler genellikle 12 m uzunlukta olurlar ve elle doldurulurlar. Bu yemliklerin üzerleri, hayvanların yemlik içine girmelerini ve yem zayiatını önleyecek şekilde yapılırlar. Gerek yarı otomatik olan askılı, gerekse otomatik yemliklerin, basit yemliklerde bulunmayan büyük avantajları vardır. Elle doldurulan basit yemliklerde daha fazla işgücüne ihtiyaç duyulur (Anonim 2007e).
2. Yarı otomatik yemlikler
Bu yemliklere askılı yemlikler de denir. Askılı yemliklerde 20-40 cm çaplı bir silindir kısmı ile bu silindirin, üzerine oturduğu yine daire şeklinde derince bir tabla kısmı vardır. Üstten konan yem, silindirin altı ile tabla arasındaki boşluktan akar. Bu yem hayvanlar tarafından tüketilip seviyesi düştükçe yemin akması da devam eder. Bu yemlikler tavana asılırlar ismini de buradan almışlardır. Bu yemliklerin doldurulması için yem arabaları kullanılır (Anonim 2007e).
3. Otomatik Yemlikler
Bu yemlikler, hayvanların yem yiyebilecekleri askılı bir tava, taban veya oluktan ibarettir. Otomatik yemliklerin çeşitli firmalarca imal edilmiş değişik tipleri bulunmaktadır. Kafes ve yer sistemlerinde kullanılabilir. Yem, yem deposundan yemliklere otomatik bir mekanizma ile taşınmakta ve dağılmaktadır. Otomatik yemlikler, ticari sürüler için en uygun sistemdir ve her zaman hayvanlara taze temiz yem sağlanması avantajına sahiptirler.         Her yaş döneminde hayvanlara yeterli miktarda yemlik alanı sağlanmalıdır. 0-6 haftalık civciv büyütme döneminde, uzun yemliklerde hayvan başına 5 cm yemlik alanı hesaplanır.7-20 haftalık dönemde 5-7,5 cm olarak hesaplanır. Uzun yemliklerde yemliklerin her iki tarafı da kullanılabilecekse oluk uzunluğu iki yemlik alanı sağlayacaktır.        Yuvarlak yemliklerde ihtiyaç duyulan yemlik alanı daha azdır. Yukarıda belirtilen iki yaş dönemi için yuvarlak yemliklerde hayvan başına ihtiyaç duyulan yemlik alanı 1,5-2 ve 3,5-4 cm kadardır. Kafes sisteminde iki yaş dönemi için hayvan başına yemlik alanı ihtiyacı sırasıyla 4,5-5,5 ve 5,5-7 olarak hesaplanabilir (Anonim 2007e).
2.5.3. Suluklar
       Tavukların tükettikleri yemin 2-3 katı suya ihtiyaçlarının bulunması, suyun ve sulukların önemini göstermektedir. Kullanılan su ekipmanları ve suluk sistemleri suyu temiz tutabilmeli, kolaylıkla temizlenebilmeli, mümkün olduğunca etrafa su sıçramasını önleyebilecek şekilde olmalı ve sıcak havalarda suyu serin tutucu, Soğuk havalarda da suyu donmaktan koruyucu özellikte olmalıdırlar. Sulukların temiz tutulabilmesi, su sıçramasının önlenmesi ve yataklığın ıslanmaması için, suluk yüksekliğinin hayvanların omuzları hizasında tutulmasına dikkat edilmelidir. Bugün ticari üretim işletmelerinde çeşitli tip suluklar kullanılmaktadır.
       Suluklar otomasyon durumuna göre üç kısma ayrılırlar:
oBasit suluklar
oYarı otomatik suluklar     
oTam otomatik suluklar
     Suluklar şekilleri itibarîyle de dört gruba ayrılırlar:
o Uzun, oluk şeklindeki suluklar    
o Yuvarlak silindir şeklindeki suluklar    
o Çanak suluklar     
o Damlalıklı Suluklar
Uzun Suluklar    
       Genellikle 'V" şeklindedirler ve kümes zemini üzerinde yükseklikleri 5-40 cm arasında ayarlanabilir. Bu sulukların üst kısmı, hayvanların sıçramalarını önleyecek şekilde yapılırlar. Bazen da dış kısma konulan tel parmaklık ile su sıçramalarının azaltılmasına çalışılır. Çalışma sistemleri genellikle şamandıra ile sağlanır. Bu sulukların suyun akması ve durması için kullanılan düzeneğe göre çeşitli tipleri bulunmaktadır. Bu suluklarda suyun derinliği 1,5 cm' yi geçmemelidir. Bu sağlanmadığı takdirde, suluktaki su daha kısa zamanda kirletilecektir (Anonim 2007e).
Yuvarlak Suluklar
       Yaygın olarak kullanılan suluklardır. Yuvarlak suluklar depolu yarı otomatik, ya da bir depoya su borusu hattı ile bağlı olarak tam otomatik tipte olurlar. Yuvarlak suluklar arasında en çok kullanılan askılı suluklardır. Askılı suluklar tavana asılan plastik veya metalden yapılmış yuvarlak suluklardır. Tavana bağlı oldukları ip veya zincir, uzatılıp kısaltılarak yerden yükseklikleri ayarlanabilir (Anonim 2007e).
Kap veya Çanak Suluklar
       Bunlar 5-15 cm çapında ve 2,5-7,5 cm derinlikte küçük suluklardır. Bu sulukların da, suyun suluklara akmasında kullanılan düzenek çeşidine göre çeşitli tipleri bulunmaktadır   (Anonim 2007e).
 Damlalıklı (Nipel) Suluklar
      Damlalıklı suluklar bir haftalık yaştan önce kullanılmazlar. Bu suluklar, hayvanın gagasının teması ile su damlama esasına göre çalışırlar. Damlalıklı suluklar, kafes sisteminde yaygın olarak kullanılan suluklardır. İlk 1-2 hafta içinde 100 civciv için 4-5 litrelik bir civciv suluğu hesaplanır. 2-6 haftalık yaşta oluk suluklarda hayvan başına 1-1,5 cm suluk mesafesi hesaplanır. Bu dönemde 100 hayvan başına bir adet askılı otomatik suluk kullanılır. 6-10 haftalık yaşta hayvan başına oluklu suluklar için 2 cm, 10-20 haftalık yaşta da 2,5-3 cm hesaplanır. Askılı yuvarlak otomatik suluklar kullanılıyorsa, 100 hayvan başına bir suluk yeterlidir. Yumurta verim döneminde, uzun suluklarda hayvan başına 3 cm suluk alanı hesaplanır. Yuvarlak askılı çanak ve damlalıklı sulukların her biri için sırasıyla 20-25, 8-12 ve 8-10 adet piliç hesaplanabilir. Kafes sisteminde 0-6, 6-20 haftalık yaşlar ve yumurta verim döneminde kap veya damlalıklı suluk başına 20, 10 ve 5 hayvan hesaplanır (Anonim 2007e).
2.6. Kümeste Bakım Şartları
  2.6.1. Sıcaklık
       Kümes sıcaklığı, yemden yararlanmayı etkileyen faktörlerden biridir. Çünkü üşüyen civciv veya piliç vücut sıcaklığını koruyabilmek için daha fazla yem yeme zorunda kalır. Böylece yem maliyeti yükselir. Çok sıcakta tutulan hayvanlar daha az yem yiyerek sıcağa karşı kendilerini korurlar. Bu durum canlı ağırlık artışını önler uygun sıcaklık bu bakımdan önem taşır.
       Kümesin değişik yerlerine termometreler asılarak sıcaklık değişimleri sürekli izlenmelidir (Anonim 2007a, Anonim 2007c, Anonim 2007h).
Tablo-1 Broiler yetiştiriciliğinde ilk günden kesime kadar ki oda sıcaklığı ve civciv seviyeleri (Anonim, 1998).
2.6.2 Havalandırma
Etlik piliç yetiştiriciliğinde, havalandırma önemli bir husustur. İyi bir havalandırma ile amonyak, hidrojen sülfit, karbon monoksit ve su buharının kümes içinde aşırı derecede kalması önlenir.
Hava yolu ile bulaşacak virüs ve bakterilerin bozuk kümes havasında yoğunluk kazanıp etkin hale gelmelerine mani olunur. Islak altlık nedeniyle meydana
gelebilecek, koksidiyoz vakalarının çıkışını hafifletilir (Anonim 2007a, Anonim 2007c, Anonim 2007h, Anonim 2007b).
             Kümes içerisinde ki havalandırma;           
Max: 6m³ / Saat / Canlı Ağırlık
Min:  2m³ / Saat / Canlı Ağırlık
olması önerilmektedir (Anonim, 1998).
2.6.3. Nem
       Kümeste nem oranı %65 ile 70 olmalıdır. Aşırı nem kümeste hastalık için uygun bir ortam sağlar. Nem artışı üzerine; hayvanların solunumla çıkardıkları ısı miktarı, gübredeki suyun buharlaşması, hava sıcaklığı nedeniyle su tüketiminin artması ve suluklardan taşan su miktarı etkili olmaktadır (Anonim 2007a, Anonim 2007c, Anonim 2007h).
2.6.4. Aydınlatma
       İlk iki gün civcivlere tam gün aydınlatma yapılmalı ve uygulanan aydınlatma programına göre, gerekirse bir iki hafta uzatılmalıdır. Aydınlık şiddetinin her metrekareye        3 - 4 watt düzeyinde tutulması yeterlidir. Aydınlatmada kullanılan lambalar yerden 2 m yüksekte asılı olmalı ve her 15 metrekarelik alana 60 watt' lık bir lamba asılmalıdır. 1 metrekarelik alan için hiçbir zaman ışık şiddeti 1 watt' ın altına düşürülmemelidir. Aynı zamanda şiddetli ışık yoğunluğu da uygulanmamalıdır.  
       Aydınlatma programları uygulanırken bölgenin enlem durumu, güneşin doğuşu ve batışı ile gün uzunluğu da dikkate alınmalıdır. Eğer gün uzunluğu yeterli olmuyorsa ilave aydınlatma uygulanmalıdır. Kannibalizmin önlenmesi için ışık şiddetinin azaltılmasında fayda vardır.1 saatlik karartma ile hayvanları karanlığa alıştırmak herhangi bir elektrik kesintisinde paniğe meydan vermemektir (Anonim 2007a, Anonim 2007c, Anonim 2007h, Anonim 2007b).
2.7. Yetiştirme Döneminde Yapılacak Günlük İşler    
       Civcivler kümese gelmeden önce kümesi ve bir önceki besi döneminde kullanılmış olan tüm ekipmanı; yıkanmış, temizlenmiş, dezenfekte edilmiş, kurutulup havalandırılmış ve en az bir hafta dinlendirilmiş olarak hazır hale getirilir.
-Kümes tabanına temiz yataklık serilmeli
-Yemlikler, suluklar, ana makinesi ve elektrik ampulleri kontrol edilerek sağlam olup olmadıklarına bakılmalı, bozuk olanlar onarılmalı veya değiştirilmeli.
-Aspiratörler kontrol edilmeli, tozlanmış ise temizlenmelidir.
-Civcivler gelmeden en az 24 saat önce veya dış sıcaklığa bağlı olarak daha önceden, ısıtıcılar çalıştırılmalı, civcivler geldiğinde gerekli sıcaklık sağlanmış olmalıdır.
-Suluklar doldurularak suyun ısınması sağlanmalı, ilk gün su sıcaklığı oda sıcaklığında olmalı, eğer civcivler, uzun mesafeden gelmiş veya strese maruz kalmışlarsa, 50 lt suya 1 ila 2 kg şeker katılarak, bu şekerli su ilk 2 ila 3 gün içirilmelidir.
-Yemlikler, ana makinelerinin etrafına, eşit aralıklarla konulmalı; ancak hemen yem konulmamalıdır (Türkoğlu ve Sarıca, 2004).
2.7.1. Civcivlerin kümese yerleştirilmesi
Broiler yetiştiriciliğinde hayvan sayısı kümesin yapısına göre farklılıklar gösterir. Bu konu yetiştirme döneminin ortalarında ve sonunda büyük önem taşır. Eğer yeterli havalandırma olmayan, yeterli yemlik ve suluğu olmayan kümese fazla miktarda hayvan konulursa yetiştiricinin aleyhine ekonomik kayıpların olması kaçınılmazdır. Broiler yetiştiriciliğinde m² hayvan sayısı kümesin yapısına göre farklılıklar gösterir; (Anonim, 1998)
       İlk 1-5 gün: m² 'ye 40-50 civciv , 6-10 gün: m²'ye 25-40 civciv  , 11-16 gün: m²'ye 15-25 civciv  ,17 gün: m²'ye 10-15 civciv
  Alınacak civcivler kuluçkadan çıktıktan sonra 6-12 saat içerisinde kümese yerleştirilmiş olmalıdır. Bu sürenin gecikmesi dehidrasyonla sonuçlanacaktır. Araştırmalar, bu sürenin 24 saati geçmesi halinde, kesim yaşında ki piliç ağırlığının olumsuz yönde etkileneceğini ve ölüm oranının artacağını göstermektedir. Aşılama, yükleme, indirme gibi işlemler sırasında dikkatli olmalı, civcivler hava cereyanına maruz bırakılmamalıdır. Her kümese sadece bir anaç sürüden elde edilen civcivlerin konmasına dikkat edilmelidir. Her ısıtıcı çevresine yerleştirilecek civciv sayıları önceden belirlenmelidir. Isıtıcılar son bir kez daha kontrol edilmeli, civciv seviyesinde ki sıcaklık belirlenmelidir. Civcivler geldiğinde kutular araçtan hemen alınmalı, her ısıtıcı yanına önceden belirlenen sayıda kutu bırakılmalı ve kapakları açılmalıdır. Daha sonra kutular boşaltılarak civcivler sulukların yanına yerleştirilmelidir. Yerleştirme işlemine kümesin sonundan başlanmalıdır. Civcivlerin araçtan indirilmesi sırasında dolu civciv kutularının kümesin bir yerine yığılması gibi bir hata yapılmamalıdır. Boşalan civciv kutuları, önce kümesten kolayca çıkarılabilecek bir yere konulmalı, yerleştirme işlemi bittikten sonra kümesten uzaklaştırılmalıdır.
        Boş civciv kutularının bir daha kullanılmamak üzere yakılması tavsiye edilmektedir. Çünkü birçok enfeksiyon çoğunlukla işletmeden işletmeye civciv kutuları ile taşınabilmektedir. Ancak plastik kutular yeniden kullanıldığından bu kutular yıkanmalı ve dezenfekte edildikten sonra bütün hayvanların yem, su ve ısı kaynağını bulup bulmadığı kontrol edilmelidir (Türkoğlu ve Sarıca, 2004).
2.7.2. Civcivler Kümese Geldikten Sonra:
       Civcivler kümese yerleştirildikten sonra, ilk haftada uygulanacak bakım ve idare çok önemlidir. Civcivler geldiğinde suluklarda su hazır bulunmalı ve sıcaklığı oda sıcaklığında olmalıdır. Suyun sıcaklığı birkaç gün için 24ºC civarında olmalıdır. Suyun serin olmasının yem tüketimini arttırması ve ölüm oranının azalmasındaki olumlu etkisi nedeniyle birkaç günden sonra sıcaklığı biraz düşürülür. Civcivler kümese yerleştirildikten sonra ve ilk 2-4 saat  su içme imkanı sağlandıktan sonra yemliklere yem konulmalıdır. Bazı üreticiler özellikle civcivlerin uzun mesafelerden taşınması durumunda ilk içme suyuna %2-3'lük şeker ilave ederek şekerli su vermektedir. İçme suyuna şeker ilavesinin etlik piliçleri büyüme ve gelişmesini iyileştirdiği bilinmektedir. Şekerli su 6-12 saat süreyle verilmeli, sonra temiz suya geçilmelidir. Böylece uzun süre taşınmanın getirdiği su ve enerji kaybı daha hızlı sağlanmakta, civcivler ortama daha hızlı alışmaktadır.
Yerleştirme işleminde sonra sıcaklık tekrar kontrol edilmelidir. Civcivlerin ısıtıcılar etrafındaki yayılmaları, davranışları ve gürültüleri sıcaklığın uygun olup olmadığının göstergesidir (Şekil-1). Geceleri ısıtıcıların tam olarak çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir. Civcivler büyüdükçe hava ve iklime bağlı olarak kümes içi sıcaklığı yaklaşık 21ºC'ye ulaşıncaya kadar her hafta 3 ºC kadar azaltılır. Isıtıcıların altı ve etrafı kontrol edilerek yataklıkta yanma olup olmadığı kontrol edilmelidir. Isıtıcılar altında civcivlerin davranışı ve oluşan sıcaklık düzeyine bağlı olarak yükseklikleri ayarlanmalıdır. Yemlik ve suluklar kontrol edilmeli, suluklarda taşma tıkanma olup olmadığına bakılmalı ve yükseklikleri ayarlanmalıdır. Yem zayiatının önlenmesi için 5-6. günlerden itibaren yemliklerde ki yemin derinliği 1.5 cm'ye kadar indirilir. Özellikle aşılama, gaga kesme ve diğer streslerden sonra civcivlerin davranışları dikkatle incelenmelidir. Davranışlarda herhangi bir anormallik gözlenirse veya ilk 7 gün içerisinde ölümler %1'i aşarsa bütün yetiştirme faktörleri yeniden kontrol edilmeli, gerekli düzenlemeler yapılmalı ve gerekirse sağlık koruma önlemleri alınmalıdır.
Bütün kümeslerdeki civcivler gözlenmeli, ölüler ve ayıklanacak civcivler alınmalıdır. Kayıtlar tam olarak tutulmalı, civciv sayısı, günlük önlemler, ayıklanan civciv sayıları, kümes içi sıcaklık ve nem değerleri, aşı ve ilaçlamalar ile tarihleri, yem tüketimi ve sürünün performansına etki eden diğer hususlar bulunmalıdır ( Türkoğlu ve Sarıca, 2004).
Şekil-1. Civcivlerin ısıtıcılar etrafındaki yayılmaları, davranışları ve gürültüleri sıcaklığın uygun olup olmadığının göstergesidir (Türkoğlu ve Sarıca, 2004).

2.8. Hastalıklar Ve Hastalıktan Korunma
       Etlik piliçler hastalıklara karşı oldukça hassas hayvanlardır. Başta solunum problemleri olmak üzere koksidiyosis, salmonellosis, kolibasillosis ve buna benzer birçok hastalık etlik piliçlerde önemli ekonomik kayıplara yol açar. Bu nedenle hijyen ve sağlık koşullarına gereken önem verilmelidir. Aşılar zamanında ve noksansız olarak yapılmalıdır. Yemlere koksidiyosisi (kanlı ishal) önleyici antikoksidiyaller mutlaka katılmalıdır. Aksi halde yapılan emekler heba olur.
       Ayrıca 7-8. günlerde içme sularından Newcastle B1, 14-21. günler gumboro, 28-30. günler Newcastle lasota aşıları mutlaka yapılmalıdır.
Kümeslere girişlerde, çıkışlarda ve kümes içerisinde hijyene son derece dikkat edilmelidir. Kümes girişinde mutlaka antiseptikli maddeler bulundurulmalı, el ve ayaklar bu maddelerle muamele edildikten sonra içeri girilmelidir. Kanatlı hayvan üretiminde tedaviden ziyade, hastalıklara karşı önceden önlem almak daha doğru bir davranıştır. Gerekli vitaminler, mineraller yeterli ve dengeli olarak verilmediği takdirde ayak ve bacak problemleri meydana gelir, verim düşer, Ölümler görülebilir. Etlik piliç besiciliği diğer hayvanlara göre daha çok dikkat gerektirmektedir (Anonim 2007f).
2.9. Üretim Maliyetleri Ve Kayıtlar
Etlik piliç yetiştiriciliğinde üretim maliyetleri içerisinde en büyük payı yem masrafları ile civciv alım masrafları tutmaktadır. Yem masrafları toplam harcamaların yaklaşık %65'ini, civciv alımı da %15 ila 20'sini oluşturur. Eğer yem masrafları pahalı ise piliçler, mümkün olduğu kadar erken kesime gönderilmeli buna karşın civciv fiyatları pahalı ise hayvanlar daha geç pazarlanmalıdır (Anonim 2007i).
3. ETLİK PİLİÇ YETİŞTİRİCİLİĞİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER
  3.1. Kapalı Sistem
     3.1.1. Altlıklı Yer Sistemi
Bu sistemde kümes tabanı altlık veya yataklık denilen talaş beton veya benzeri materyaller ile uygun kalınlıkta tamamen kaplanır. Zemin üzerine 10-15 cm kalınlığında altlık serilir. Altlık malzemesi olarak bulunabilirliğine göre; kaba hızar talaşı, pirinç kavuzu, parçalanmış mısır koçanı, sap veya saman gibi malzemeler kullanılabilir. Civcivler, yemlik ve suluk gibi ekipmanlar yataklık üzerine yerleştirilir. Hayvanlar üretim döneminin sonuna kadar burada tutulurlar.
Besi sonunda tüm altlık uzaklaştırılıp kümes yeniden hazırlanır. Her ne kadar ucuza mal olmakta ise de, özellikle iyi havalandırılmayan ve nemli bölgelerdeki kümeslerde altlığın ıslanması ve kesekleşmesi büyük sorunlar oluşturmaktadır.
Bu tip kümeslerde; m²'ye 4-6 piliç konulabilir. Bu sistemde besi süresine göre yılda 5- 7 dönem üretim yapılabilir. Ülkemizde de yaygın olarak bu sistem kullanılmaktadır. Bu sistem halen broiler yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Zemin betondur. Üzerine sap, saman, planya talaşı serilir. Bunlar 7-10 cm kalınlıkta yayılır. İçinde çivi, tel, cam gibi maddeler bulunmamalıdır. Kümes metrekareye 5-6 piliç düşecek genişlikte olmalıdır. Altlık ıslak olmamalı, ıslandıysa biraz toz kireç ve kuru altlıkla karıştırılıp havalandırılır. Yazın tozlaşma olmaması için altlığın biraz nemlice olması gerekir (Anonim 2007i, Anonim 2007j).    
3.1.2. Kafes Sistemi
       Etlik piliç üretiminde kafes sisteminin uygulanması yeni değildir. İmalatçı firmaların bu husustaki çalışmaları 1960'lı yıllarda başlamıştır. Bu tip yetiştiricilikte, koloni kafesleri şeklinde geliştirilmiş ve değişik yaşlarda kafes tabanında, yemlik yüksekliğinde ve suluk sisteminde değişiklik yapmaya uygun kafesler kullanılmaktadır. Tavuk yetiştiriciliğinde sıcak iklimlerde kümesin serinletilmesi ve yeterli havalandırma için yüksek yatırıma ihtiyaç duyulması nedeniyle, arazinin sınırlı ve pahalı olduğu bölgelerde kafes sistemi daha ekonomik olabilmektedir. Bu sistem son yıllarda özellikle Mısır, Suudi Arabistan ve Kuveyt'te yaygın olarak kullanılmaktadır.
        Bu sistemde tavuklar kümes içerisindeki kafeslerde barındırılırlar. Çok iyi bir havalandırma düzenini gerektiren bu sistemin yararı metrekareye düşen tavuk sayısının yüksekliği ile (kafes tipine göre 12-27 tavuk/m2) yer ve işgücünden tasarruf sağlanmasıdır. Ayrıca daha kolay ayıklama daha az yem tüketimi, altlık giderinin ortadan kaldırılması, parazitler, hastalıklar, tüy yolma ve Kannibalizmin azalması gibi olumlu yönleri de vardır. Bunun yanı sıra ilk yapım giderlerinin yüksekliği, özel yemleme ve itinalı bakım gereği kafes yorgunluğu ve karaciğer gibi sakıncaları da vardır.
          Kafesler 2-2,5 mm çapındaki galvanizli tel çubukların 2x5 cm veya 2x6 cm aralıklarla kaynaklanması ile yapılır. Kafes blokları arasındaki servis yolunun genişliği kafes tiplerine göre 60-75 cm arasında değişebilir. Kafes bloklar kümes içerisinde birden fazla sıra halinde yerleştirilir. Her blokta kafesler tek veya çok katlı olarak dizilir. Bu dizilişler yatay, dikey veya kademeli olabilir. Göğüste su toplanmaları, karkas kusurları ve diğer bazı olumsuzluklar nedeniyle etlik piliç üretiminde, yumurta tavukçuluğuna nazaran kafes sistemi daha az  tercih edilmektedir (Anonim 2007 i, Anonim 2007 j, Anonim 2007 t).
3.2 Free-Range (Serbest) Sistem
       Serbest üretim genel hatlarıyla tavukların yapay ortamdan uzak olacak şekilde yerde barındırılması ve açık alanda otlatılması şeklinde tanımlanmaktadır. Geçici bir kümeste veya ağılda barındırılan tavukların hasat sonrası tarlada kalan daneleri topladığı veya tarlada bulunan zararlıları temizlediği bilinen bir uygulama olarak gözükmektedir. Sığırların dönüşümlü olarak daha uzun boylu otlaklara taşınması ile geride kalan kısa boylu otların tavuklar tarafından değerlendirildiği ve ürüne dönüştürüldüğü bilinmektedir. Diğer taraftan tavukların eşelenme içgüdüsü ile ineklerden geriye kalan kısmı doğal olarak eşeledikleri de gözlenmektedir.
       Yetiştiriciler tarafından yaşamalarına izin verilmeyen kabuklu ve zararlı böcekleri ortadan kaldıran ve doğal olarak biyolojik mücadele yapan tavuklar özellikle çiftliğin karma ekonomisine katkıda bulunmaktadırlar. Serbest üretim modelinde kümes içinde tavukların gübresinin toplandığı alanı içine alacak şekilde toplam alanın üçte birinin saman, odun talaşı, kum veya otlarla kaplanması gerekmektedir. Bu tipte barındırma sisteminde m2 de hayvan sayısı 7' yi geçmemelidir. Kümes içinde maksimum m² de 25 hayvan olacak şekilde hazırlanan bölmelerde tavuk başına 15 cm olacak şekilde tünek mesafesi konulmalıdır .
3.2.1.   Serbest Broiler Yetiştiriciliği Uygulaması
Serbest broiler yetiştiriciliği yapılacaksa kullanılacak hayvanların buna uygun olması gerekmektedir. Genellikle bu amaçla kullanılan hayvanlar Cobb gibi hibrit veya Light Sussex veya Dorking gibi geleneksel ağır saf ırklar da olabilmektedir. Geniş göğüslü melez Indian (Cornish ) Game civcivleri de daha uygun olabilmektedir. Doğal yemleme ve yeterince hareketin sağlanması için sağlam bir yapıya gereksinim duyulduğundan, hızlı büyümede bacak zayıflığı gösterenlerin materyal olarak kullanılmaması gerekmektedir. ISA 657 kırmızı tüylü broiler ve Shaver Redbro özellikle yoğun olmayan üretim için geliştirilmişlerdir. Bunlar beyaz tüylü Cobb ve Hubbard broilerlerine göre daha yavaş büyümelerine karşın, dış ortam şartlarına daha çabuk adapte olmaktadırlar. Bu tipler Fransa' da çok yaygın olmasına rağmen İngiltere' de daha az yaygındır. Önerilen sürü büyüklüğü bir kümeste 200 adet broiler olmasına karşın izin verilen sayı 500 adede kadar çıkmaktadır.
Yumurtacılar için kullanılan birçok barınak serbest broiler üretimi için de uygun olmaktadır. Yetiştirilecek materyal doğrudan kümese alınmakta, ancak civcivler için gerekli ortamın hazırlanmasına gereksinim duyulmaktadır. Eğer organik serbest broiler üretimi sertifikalı olarak yapılacaksa günlük yaşta civciv almak gerekmektedir. Hangi yolla olursa olsun hiçbir şekilde enfeksiyonlara karşı aşılamaya ve herhangi bir veteriner uygulamasına izin verilmemeli, kayıtlar düzenli ve yeterli olacak şekilde tutulmalıdır. Serbest üretim genel hatlarıyla tavukların yapay ortamdan uzak olacak şekilde yerde barındırılması ve açık alanda otlatılması şeklinde tanımlanmaktadır.
Yetiştiriciler tarafından yaşamalarına izin verilmeyen kabuklu ve zararlı böcekleri, ortadan kaldıran ve doğal olarak biyolojik mücadele yapan tavuklar özellikle çiftliğin karma ekonomisine katkıda bulunmaktadır.
Serbest yumurta tavukçuluğu modelinde 0,5×0,3 m ebatlarında, römorklarla yerleştirilebilen kafesler yapılarak 100-200 tavukluk bir mobil oluşturulmakta ve mobil römorklar yardımıyla hayvanın uygun olduğu durumlarda 3-4 günde bir yer değiştirilerek tavuklar otlatılmaktadır. Bu modelde emek az, maliyet düşüktür. Gagalama ve yumurta yeme daha az tespit edilmiştir. Otlatma modeline göre yumurta sarısı rengi mevsime göre dalgalanma yapmaz. Ancak bu model yırtıcılara karşı daha hassastır. Kışın hareket durdurulmaktadır  (Anonim 2007j, Anonim 2007i).
3.2.2 Free-Range Yetiştiriciliğin Avantajları
 * Serbest yetiştiriciliğin avantajları bulunduğunuz bölgenin iklim koşullarıyla doğrudan bağlantılıdır.
 * Etçi ırkta bir yetiştiricilik yapılıyorsa hayvanlarda et kalitesi ve lezzeti kapalı yetiştiricilikten daha iyidir. Çünkü açık alanda hayvanlara yeşil yem bitkileri verileceğinden bu etin kalitesini olumlu etkiler.
 * Karkas kalitesi iyileştirilmesi açısından önemlidir.
 * İskelet gelişimi açısından önemlidir (Anonim 2007 k).
3.2.3 Free-Range Yetiştiriciliğin Dezavantajları
* Kış şartlarının ağır seyrettiği yerlerde serbest yetiştirilen hayvanlarda sağlık problemleri sıkça yaşanır.
*Çevreden enfeksiyon kapma çok daha kolaydır. Hastalıkların bulaşması ve yayılması artar. Ancak kapalı sistemlerde sıcaklık çok kolaylıkla kontrolde tutulduğundan ve dış ortamla hayvanların teması önlendiğinden risk çok daha azdır.
*Daha fazla işçilik gerektirir.
*Serbest dolaşımın maliyeti daha fazladır.
*Daha fazla yem tüketimi, yem saçalama görülmektedir.
*Daha uzun sürede canlı ağıklık kazancı olmaktadır (Anonim 2007 k).
4.   KUŞ GRİBİ  (Avian Influenza)
Avian influenza (AI), tavuk vebası, kuş gribi olarak ta adlandırılan hastalık; evcil ve yabani kanatlı hayvanların çoğunda solunum ve sindirim sistemine ait belirtilerle birlikte yüksek oranda bulaşma ve ölümle seyreden, insanlardaki grip benzeri bir hastalıktır.
  Kanatlılarda İnfluenza A virüsleri Yüksek Patojeniteli (HPAI) ve Düşük Patojeniteli (LPAI) diye iki şekildedir. Yüksek Patojeniteli olanlar; ciddi hastalık oluştururlar, Ölüm oranı % 100'e ulaşabilir, H5 ve H7 alt tipleri vardır. Ancak tüm H5 ve H7 alt tipleri HPAI değildir. IVPI 1,2 veya daha büyük olmalıdır. Düşük Patojeniteli olanlar; Hafif solunum hastalığıdır, halsizlik ve yumurta veriminde düşme görülür. Diğer hastalıklarla ve kötü bakım ve idare ile daha şiddetli hastalık oluşturur.
Kuş gribi (avian influenza) virüsünün A tipinin neden olduğu ve kuşlarda görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Kuşların çoğu enfeksiyona duyarlıdır ama birkaç tür daha dirençlidir. Enfeksiyon kuşlar arasında oldukça hızlı yayılır ve öldürücü seyreder.
       Tavuk vebası olarak da bilinen hastalık, kuş gribi virüslerinin sebep olduğu kanatlı hayvanların çok bulaşıcı ve öldürücü seyreden bir hastalığıdır.  Kuşlarda görülen oldukça öldürücü bir çeşit İnfluenza A (H5N1) virüsüdür. İlk kez 1961'de Güney Afrika'da kuşlardan izole edilmiştir.H5N1 virüsü genel olarak yalnızca kuşların hastalık etkenidirler
(Anonim 2007l, Anonim 2007u, Anonim 2007v).
4.1. Avian İnfluenza Salgınları
Avian influenza salgınları, özellikle yüksek patojenik formu kanatlı endüstrisi ve çiftçileri perişan etmektedir. Örneğin; ABD'de Pensilvenya'da yayılan, 1983-1984 yılları arasındaki patojenitesi yüksek avian influenza salgını 17 milyon hayvanın imhasına ve 65 milyon $ kayba neden olmuştur.
Salgın, ülke geneline yayıldığında kontrolü daha zor olmaktadır. Örneğin: 1992'de Meksika'da başlayan salgın 1995'e kadar kontrol altına alınamamıştır.
Bu sebeple ülkeler salgın haberiyle birlikte çok agresif acil kontrol çalışmalarına başlamaktadır.
Endüstrinin ekonomik başarısı için enfeksiyöz hastalıkların efektif kontrolü gerekmektedir.
Tablo-3 1959'dan günümüze en bilinen yüksek Patojeniteli avian influenza salgınları (Anonim 2007l).
YIL ÜLKE VİRÜS TİPİ İTLAF ve ENFEKSİYON SAYISI
1959 İskoçya H5N1 2 kuş sürüsü
1961 Güney Afrika C. H5N3 1 300 tavuk
1963 İngiltere H7N3 29 000 hindi
1966 Kanada H5N9 8 100 hindi
1969 Avustralya H7N7 25 000 civciv, 17 000 tavuk, 16 000 ördek
1979 Almanya H7N7 Sayı verilmemiştir.
1979 İngiltere H7N7 3 hindi çiftliği
1983 ABD H5N2 452 çiftçikte 17 milyon tavuk
1983 İrlanda H5N8 8 640 hindi, 28 020 tavuk, 270 000 ördek
1985 Avustralya H7N7 24 000 damızlık, 27 000 civciv, 17 000 et tavuğu, 118 518 civcivi
1991 İngiltere H5N1 8 000 hindi
1992 Avustralya H7N3 12 700 damızlık, 5 700 ördek
1995 Avustralya H7N3 22 000 civciv
1995 Meksika H5N2 360 çiftlik
1995 Pakistan H7N3 3.2 milyon tavuk
1997 Avustralya H7N4 158 000 tavuk
1997 Hong Kong H5N1 1.8 milyon tavuk, 18 insana bulaştı ve 6 kişi öldü
1997 İtalya H5N2 2 166 tavuk, 1 500 hindi, 2 332 ördek
1999 İtalya H7N1 413 çiftlik, 8 milyon civciv, 2.7 et tavuğu, 1.6 milyon damızlık tavuk, 247 000 bıldırcın, 387 deve kuşu
2002 Hong Kong H5N1 Sayı verilmemiştir, 2 insana bulaştı
2002 Çin H9N2 Sayı verilmemiştir, 5 insana bulaştı
2002 Hollanda H7N7 Sayı verilmemiştir.
2003 Hong Kong H5N1 Sayı verilmemiştir, 2 insana bulaştı
2003 Hollanda,Belçika,Almanya H7N7 48 milyon tavuk, 82 insana bulaştı, 1 kişi öldü
2003 Güney Kore H5N1 3 milyon tavuk
2003 Tayvan H5N2 Sayı verilmemiştir.
2003 Hong Kong H9N2 100 000 civciv, 1 insana bulaştı
2004-2005 Vietnam H5N1 42 Milyon tavuk, 91 insana bulaştı, 41 kişi öldü
2004 Japonya H5N1 2 milyon tavuk
2004-2005 Tayland H5N1 63 milyon tavuk, 17 insana bulaştı, 13 kişi öldü
2004 Kamboçya H5N1 Sayı verilmemiştir.
2004 Endonezya H5N1 10 milyon tavuk
2004 Pakistan H7N9 Sayı verilmemiştir.
2004 Laos H5N1 Sayı verilmemiştir.
2004 Çin H5N2 15 000 tavuk ve ördek
2005 Türkiye H5N1 1 milyondan fazla tavuk, ördek, hindi, kaz
4.2.  Bulaşma Yolu  
Kuş gribinin kanatlı hayvanlardan da insanlara geçebileceği anlaşılıyor ama geçiş yolu henüz tam net değildir. Kanatlı hayvanlardan insanlara geçişin bu hayvanların iyi pişmemiş etlerinin yenmesi, hasta hayvanlara dokunulması veya bunların dışkılarının tozlarının solunması ile oluşması mümkündür. Kanatlı hayvanların iyice pişirilmesi halinde bulaşma tehlikesi neredeyse tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle de tavuk ve diğer kanatlı hayvanların tüketilmesinde hiçbir sakınca yoktur.
Şekil-2 Pandemik İnfluenza Virüsünün Ortaya Çıkış Modeli (Anonim 2007s).
Yüksek sıcaklıkta ve iyice pişirilmeleri yeterlidir. Av hayvanlarının tüketilmemesi, sağlıklı koşullarda üretildiğinden emin olunmayan kanatlı hayvan etlerinin yenmemesi ve pişirmek amacıyla canlı kanatlı hayvanların tüketilmemesi öneriliyor. Virüsün kuşlardan veya kanatlı hayvanlardan insanlara solunum yoluyla da geçebileceği varsayılmaktadır          (Anonim 2007o).
4.3.  Belirtileri
Virüsün, bulaştığı her insanda hastalık oluşturması şart değildir. Hastalığın belirtileri daha çok ağır bir gribi ve zaatüreyi andırmaktadır. Bu gripte solunum yolu belirtileri ön plandadır. Çoğu olguda ağır bir solunum yetmezliği ve morarma ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle 'mavi hastalık' diye de tanımlanmaktadır.
*Ağır ve ilerleyici bir yorgunluk dayanılması güç bir halsizlik ve bitkinlik,
*Göğüs ağrısı, öksürük,
* Ateş ve titreme,
* Nefes darlığı, hırıltılı solunum, giderek ağırlaşan solunum darlığı ve morarma,
* Kas ve eklemlerde ağrı, halsizlik, yorgunluk hastalığın başlıca tanımlayıcılarıdır,
* Yürüme ve ayakta durmada bozukluklar, denge kaybı,
*Ayak ve bacaklarda peteşiyal kanamalar,
*Yeşil ishal,
*Kanlı burun akıntısı,
*Solunum bozuklukları,
*Mortalite de artış,
*Ani ölümler,
*Baş, göz kapağı, ibik, sakal ve eklemlerde ödem ve şişlikler, ibik ve sakallarda cyanosis,
*İştah kaybı,
*Tüylerin kabarması ,
*Yumuşak kabuklu yumurtalar,
*Depresyon, halsizlik,
*Yumurta veriminde ani düşüşler,
        Kümes hayvanlarında ve ördeklerde son derece hızlı yayılan, ağır ve öldürücü olan hastalık etkeni virüsün yapısı son derece değişkendir. Bu değişken yapı insanlarda da kolayca hastalık yapıcı bir virüs haline gelmesi şüphesini arttırırken koruyucu aşının üretimini de zorlaştırmaktadır. Anti-viral etkili bazı ilaçların hastalığın belirtilerini hafifletebileceği belirtilse de kuş gribini tedavi edecek bir ilaç henüz yoktur.
        Anti-viral bir ilaç olan oseltamivir'in hastalığın belirtilerini hafifletebileceğine ilişkin gözlemler vardır.
        İnsandan insana geçişin henüz kanıtlanamadığı, kuş gribinde hastalığın damlacık enfeksiyonu şeklinde öksürük, aksırıkla ve solunan havaya yayılan mikroplarla bulaşmasına karşı önlem alınmasında fayda vardır (Anonim 2007 o).
 4.4. Hastalığın Etkeni
       Hastalık etkeni Orthomyxoviridae familyasından   
İnfluenza grubuna ait, tek sarmallı, RNA karakterinde
genetik madde taşıyan İnfluenza A virüsüdür (Anonim 2007o).
4.5. Influenza Virüs  Tipleri
       Orthomyxoviridae familyasıda kendi içinde tip Influenza tip A, Influenza tip B, Influenza tip C olmak üzere üçe ayrılır
Tablo-4 İnfluenza Virüs Tipleri ve Görüldüğü Türler (Anonim 2007p).
 İnfluenza Virüsünün Tipi Görüldüğü Türler
A Kanatlılarda, Memelilerde (insan, tek tırnaklı, domuz, vizon, kedi, kaplan, dağ gelinciği ve deniz memelilerinden balina, ayı balığı ve fok)
B İnsan
C İnsan, Domuz
Influenza tip A
İnfluenza A virüsleri kanatlı hayvanları dışında, insan, domuz ve atlarda hastalığa neden olabilmektedir. İnfluenza A virüslerinden Hemaglutinin ( H1 vs.)  ve Neuraminidase  ( N1 vs. ) iki tip antijeninden yalnız H1, H2, H3 ve N1, N2 antijeni taşıyan virüsün alt tiplerinin insanda grip hastalığına ve salgınlarına neden olduğu bilinmektedir. (H) harfi bu virüsün yüzeyini kaplayan koruyucu kılıfın dört proteininden biri olan '' Hemaglutinin - HA '' proteinini temsil eder. Bugün için kuşlarda etken olan influenza virüslerinden ön plana çıkanlar (Anonim 2007p).
  Influenza A H5
      o Potansiyel olarak 9 alt türü vardır,
      o Yüksek patojenisite veya düşük patojenisite gösteren alt tipleri vardır,
      o Nadir de olsa H5 enfeksiyonu insanlarda da hastalığa neden olabilmektedir, ağırhastalık ve ölüm bildirilmiştir (Anonim 2007p).
   Influenza A H7
      o Potansiyel olarak 9 alt türü vardır
      o Yüksek patojenisite veya düşük patojenisite gösteren alt tipleri vardır
H7 insanlarda çok nadir enfeksiyon etkeni olarak tespit edilmiştir. Bildirilen vakaların tamamı kuşlarla çok yakın teması olan vakalardır, başlangıç genellikle konjoktivit seklinde olmaktadır (Anonim 2007p).
Influenza A H9
      o Potansiyel olarak 9 alt türü vardır
      o Düşük patojenisite gösteren alt tipleri vardır.
Bugün için H9 ile gösterilmiş 3 insan vakası vardır (Anonim 2007p).
Antigenic glycoproteins özelliklerine göre Influenza tip A virüsü, ikiye ayrılırlar:
Haemagglutinin (HA)
       HA'nın görevi virüsün enfekte edeceği hücrenin yüzeyine bağlanmasını sağlamaktır. Bugüne kadar 15 farklı alt tipi (H1 - H15)  tanımlanmış bulunmaktadır. H1 Molekülü 1918 yılında Kuş Gribi virüsünün insana geçmesine yardımcı olmuş ve sadece akciğere tutunabilme özelliği kazanmıştır. Fakat H5 alt tipi oldukça tehlikeli olup geçirdiği mutasyonlar sonucu, Kuş Gribi virüsünün akciğer dışında insanın diğer doku hücreleri ne bağlanabilmesinin yolunu açmıştır (Anonim 2007p).
Neuraminidase (NA)  Kuş Gribi Virüsünün yüzeyini örten dört proteinden ikincisidir. Bu protein Nöraminidaz enzimi olup 454 aminoasitten oluşmaktadır. Bu proteinin bugüne kadar dokuz alt tipi identifiye edilmiş bulunmaktadır. (N1 - N9). Bu proteinin görevi konak hücre içinde çoğalan virüslerin dışarı çıkmasını sağlayarak virüsün yayılmasını gerçekleştirmektedir. NA proteini de insan grip virüslerindeki NA' ya yakın bir yapıya sahiptir (Anonim 2007p). Tablo-5 Farklı canlı türlerinden izole edilen Influenza A subtypes (alt tiplerini) şöyle sıralayabilir (Anonim 2007p).Alt tip İnsan Domuz At Kanatlılar
H1 + +  +
H2 +   +
H3 + + + +
H4    +
H5 +   +
H6    +
H7 +  + +
H8    +
H9 +   +
H10-15    +
4.6. Avian Influenza Virüsün Dayanıklılığı Ve Etkisizleştirilmesi
Virüs, enfekte olmuş alanlarda düşük sıcaklıkta en az 3 ay canlı olarak kalabilir. Enfekte olan kuşlar virüsleri en az 10 gün boyunca ağız ve dışkı yoluyla atarlar. Virüs, 60 derecede 30 dakika sıcaklın uygulaması yoluyla ve ayrıca yaygın kullanılan dezenfektanlarla etkisizleşebilmektedir (Anonim 2007r).
4.6.1. Çevrede
 Influenza virüsleri çevresel ortamda ve özellikle serin ve nemli koşullarda uzun zaman sürelerinde canlılıklarını korurlar. Dışkı materyalinde enfektivite 4 0C'de 30-35 gün, 20 0C'de 7 gün sure ile muhafaza olmaktadır. Ayrıca Influenza virusları çok fazla su kuşlarının bulunduğu göllerden ve havuz sularından izole edilmiştir (Anonim 2007r).
4.6.2. Karkaslarda
 AI virüsü karkaslarda ortam sıcaklıklarında yalnızca birkaç gün canlılığını koruyabilirken buzdolabı sıcaklıklarında 23 güne kadar canlı kalır. Viremik safhada işlenen kuşlar virüs içeren kanları veya dışkı materyali ile diğer karkasları bulaştırırlar. Paketleme ve depolama sırasında oluşabilen damlama da enfekte karkaslardan kontamine olmuş olma ihtimalinden dolayı önemlidir (Anonim 2007r).
4.6.3. Et ürünlerinde
 a)  Merkez iç sıcaklığın 70 °C  ye ulaştığı bir prosedürde 1 saniyelik süre, HPNAI virüsünün kanatlı etinde inaktivasyonu için uygundur.(OIE ve WHO)
 b) A.B.D Gıda ve İlaç  Kurumu (FDA) tarafından tüm tavuk ve tavuk ürünleri, yumurta dahil, her birinin merkezi iç sıcaklıklarının en az 83 dereceye ulaşana dek ve bu sıcaklıkta en az 2 dakika kalacak şekilde pişirilmesi önerilmektedir (Anonim 2007r).
4.7. Avian İnfluenza'dan Korunma Ve Avian İnfluenza'nın Kontrolü
Kontrolde en önemli nokta enfekte olmuş veya enfeksiyonun yayılmakta olduğu hayvanların imhasıdır. "Yakılarak ya da gömülerek", karkasın doğru şekilde imha edilmesi, karantina ve işletmelerin özenle dezenfeksiyonu da kontrolde diğer önemli noktalardır.        Virüs sıcaklık  ile (56 ºC'de 3 saat ya da 60 ºC'de 30 dakika) ve formalin ya da iyodin içerikli yaygın kullanılan dezenfektanlarla öldürülebilir. Virüs soğuk havalarda, enfekte gübrede en az üç ay yaşar.               Suda, 22  ºC'de 4 güne kadar, 0 ºC'de 30 güne kadar yaşar. Yüksek patojenik formla ilgili olarak yapılan çalışmalara göre 1 gram kontamine gübre, 1 milyon hayvanı enfekte etmeye yetecek sayıda virüs içermektedir.  Canlı kanatlıların ülkeler arası hareketinin kısıtlanması önemli bir kontrol noktasıdır (Anonim 2007m, Anonim 2007r).
Salgınla Karşı Karşıya Kalındığında Takip Edilecek Noktalar
Aşağıda Sıralanmıştır;     
  • Salgının saptanması: Bununla birlikte hayvan hareketlerinin azaltılması ve sınırlanması
  • Bilgi toplanması ve yetkililere ulaştırma: Biyolojik güvenlik önlemlerinin alınması
  • Yayılma: Solunum yoluyla bulaşan bu hastalığın kontrolünde biyolojik önlemler ve dışkının personel aracılığıyla taşınmaması önem kazanmaktadır.
  • Salgın esnasında enfekte sahalardan yayılma riski: Enfekte işletmeler büyük risk oluşturur (Anonim 2007n).
İmha aşağıdaki yöntemlerle  hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilir
Tablo-6 Avian influenza imha yöntemleri (Anonim 2007n).
İmha Yöntem Not
Letal enjeksiyon Küçük kümeslerde bir seçenek olabilir
Boyun dislokasyonu 10 000 hayvana kadar olan işletmelerde mümkün olabilir, personel gerektirir
Başa darbeyle öldürme Büyük hayvanların çoklu imhası için kullanılabilir
Toksik ajanlar Yeme katılabilir fakat hasta hayvanların iştahsız olduğu unutulmamalıdır
Gaz şoku  Karbondioksit ya da karbon monoksit kullanılabilir. Ördekler için uygun değildir.
Hareketli kesim hatları Geliştirilmektedir. Portatif olarak düşünülmektedir ve saatte 6000-8000 hayvan kesilebilir.
Biyolojik Güvenlik İçin Aşağıdaki Hususlara Dikkat Edilmesi Gerekmektedir;
oEtkinliği yüksek, kullanımı kolay dezenfektanlar seçmek
    o Bilinen risk faktörlerine etkili, biyolojik güvenlik programının oturtulması
    o Araç ve insan giriş çıkışını azaltmak
    o Tüm araç ve ekipmanların temizliği ve dezenfekte edilmesi
    o Bot ve ayakların dezenfektana daldırılarak yıkanması
    o Yabani kuşların kümes ve hayvanlarla temasının engellenmesi
    o Dökülen yemlerin hemen toplanarak yabani hayvanların gelmesini engellemek
    oDurgun suların kullanılmasından, suya yabani kuşlara ait atıkların karışmasından     
       kaçınma
    oÖzellikle damızlıklara yaklaşırken duş imkânlarını kullanmak
    o Hareketlerin kontrolü (Anonim 2007n).
4.8.  Hastalıktan Nasıl Korunulur
    Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi, bulaşmayı önlemek için yapılması gereken ilk savunma önlemi el hijyenine dikkat etmektir. Bunun için eller sık sık su ve sabun ile yıkanmalı veya alkol bazlı temizleyicilerle temizlenmelidir.
 Görüldüğü anda hükümetler acil tedbir almak zorundadırlar.
 Kanatlı hayvanlarla yakın temasta bulunan kişilerin mutlaka maske ve eldiven yoluyla kendilerini korumaları gerekmektedir.
 Özellikle hastalığın yaygın olarak görüldüğü ülkelere hava yoluyla seyahat ederken yolculardan öksürürken mümkün olduğu kadar ağız ve burunlarını kapatmaları istenmelidir.
 Hastayken yolculuk edilmemelidir.
 Hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat edenler enfekte tavuk çitliklerinden uzak durmalı ve iyi piştiğinden emin oldukları kanatlı etleri ile yumurtaları tüketmelidirler. Kişisel hijyene de gerekli önem verilmeli, eller sık sık sabun ve bol su ile iyice yıkanmalıdır.
 Bunların yanı sıra, hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat edenler, dönüşlerinde 7-10 gün içinde ateş ve solunum sistemine ait belirtilerin görülmesi halinde hekime başvurmalıdırlar.
  Çocukları buldukları hasta veya ölü hayvanlara dokunmamaları konusunda uyarmalıyız (Anonim 2007n).
Mutfakta dikkat edilmesi gerekenler:
       oTavuk etleri ve yumurtalar çok iyi pişirilmeli (70 derece üzerinde ki sıcaklıklar da )
      oYumurtalar hazırlanmadan önce sabunlu su ile yıkanmalıdır.
      oÇiğ etler ve pişmiş etler aynı yerde saklanmamalı, kesimde kullanılan bıçaklar, mutfak tezgâhı sabunlu suyla yıkanmalı bıçaklar, mutfak tezgâhı sabunlu suyla yıkanmalı
     oÇiğ etlerle ve yumurtayla temastan sonra eller sabunlu suyla yıkanmalı (Anonim 2007 n).
4.9. Avian İnfluenza Salgınlarının Ülke İçerisinde Yayılımı
       Ülke içerisinde hastalık çiftlikten çiftliğe kolaylıkla yayılır. Yüksek miktarda Virüs hayvan atıklarıyla, kontamine toz ve toprakla yayılır. Havayla yayılan Virüs solunum yoluyla hayvanlara bulaşır. Kontamine ekipman, araçlar, besin, kafes ve giysilerle özellikle ayakkabılar- virüsü çiftlikten çiftliğe taşır. Virüs ayrıca hayvanların ayakları ve vücutları üzerinde de yayılabilir. Rodentler bu şekilde hastalığın yayılmasında "mekanik vektörler" dır. Sınırlı kanıtlar olmakla birlikte sinekler de mekanik vektör olarak etkeni taşıyabilmektedir.
        Enfekte yabani kuşların işletmelere düşen dışkı ve atıkları etkeni getirmektedir. Enfeksiyonun yabani kuşlardan işletmelere yayılmasının en büyük oranda gerçekleştiği yetiştirme tipi Free-Range işletmelerdir.
  1)Yabani kuşlar influenza virüsünün limanıdır. Evcil kanatlılar için tehlike, patojenitesi düşük avian influenza virüsü olarak (LPAI) yabani hayvanlardan bulaşan virüsün mutasyonla patojenik virüs haline dönüşmesiyle ortaya çıkmaktadır. İkinci tehlike, yabani kuşların domestik tavuk dışkısıyla teması ile yüksek Patojeniteli Avian Influenza (HPAI) virüsünü taşımasıdır. Göç eden kuşlar ve diğer türler hastalığa oldukça açıktır ve enfekte olduktan kısa bir süre sonra ölürler. Fakat bazı yabani  kanatlı hayvanlar -özellikle ördekler- HPAI virüsünü klinik belirti göstermeden taşıyabilirler.
 2)Enfeksiyonun hayvandan hayvana geçmesi; dışkı, kontamine ekipman, tüy ve toprakla olmaktadır. Hava yoluyla ulaşabilecek bir enfeksiyon en fazla birkaç yüz metre ile sınırlıdır. Yaşayabilecek durumda olan Avian Influenza virüsü enfekte dışkıdan 44 gün sonraya kadar izole edilebilmektedir. Hayvanların potansiyel kontamine sahalardan uzak tutulması gerekmektedir.
 3)Yabani hayvanlardan, düşük Patojeniteli avian influenza virüsü bulaşması riski her zaman vardır.
Canlı hayvanların sağlıklı olmayan koşullarda ve kalabalıkta satıldığı pazarlar hasatlığın yayıldığı bir başka kaynaktır (Anonim 2007z).
 4.10. Hastalığın Ülkeler Arası Yayılımı
       Canlı hayvanların uluslararası ticaretiyle hastalık bir ülkeden diğerine yayılmaktadır. Göçmen kuşlar; yabani su kuşları, deniz kuşları ve sahil kuşları, yüksek patojen virüsün geçmişte de uluslararası boyutta yayılmasına sebep olmuşlardır. Göçmen su kuşlarından özellikle ördekler kuş gribi virüsünün doğal rezervuarlarıdır ve bu hayvanlar aynı zamanda enfeksiyona en dirençli hayvanlardır. Virüsü uzak mesafelere kadar taşıyabilirler ve dışkılarıyla yayarlar, orta şiddette ve kısa süreli hastalıklar geliştirirler.
Evcil ördekler, hindiler, kazlar ve diğer çeşitli işletmelerde yetiştirilen türler gizli enfeksiyonlara açıktır.
       Hastalığın Güney Kore Cumhuriyeti, Vietnam, Tayland, Kamboçya, Endonezya başta olmak üzere Asya ülkelerinde salgınlar yaptığı bildirilmiştir ancak Dünya Sağlık Örgütü bu ülkelere seyahat kısıtlaması getirmemektedir (Anonim 2007z).
4.11. Günümüzdeki Durum
      2003 yılı Aralık ayının ortalarından bu güne, artan sayıdaki Asya Ülkeleri, tavuklarda ve ördeklerde yüksek Patojeniteli avian influenza virüsü görülen salgınları bildirmektedir. Çeşitli türlerde ve domuzlarda da enfeksiyon görüldüğü bildirilmektedir.
      Yüksek Patojeniteli avian influenza hızlı yayılması, aynı anda birçok ülkede birden görülmesinin tarihte bir örneği yoktur ve insan sağlığı açısından da büyük önem kazanmaktadır.
      İnsan sağlığında da risk oluşturması, en yüksek patojen suşlardan biri olan "H5N1"in  saptanmış olması özellikle alarma geçmeyi gerektirmiştir. "H5N1" tür bariyerini geçmiş ve insanlarda şiddetli hastalıklara sebep olmaya başlamıştır, sayısı gittikçe artmaktadır.
Kanatlı vebası, devamlı tetikte olmayı gerektiren ve işletmelerin güncel bilgilere ulaşmasını zorunlu kılan bir kanatlı hastalığıdır. İşletmecilerin aşağıda bulunan temel öğeler çerçevesinde hareket etmesi, hastalıkla mücadelenin başlangıcını oluşturur (Anonim 2007z)
5. FREE-RANGE YETİŞTİRİCİLİK VE KUŞ GRİBİ
*Serbest yetiştiricilik yaptığınız bölge sulak alanlar açısında zengin ve göçmen kuşların sürekli geçtiği hatta konakladığı bir yer de ise iş gerçekten zorlaşmaktadır. Hastalıkla mücadelede sulak alanların izlenmesi, kontrolü, bu alanlar civarında açıkta tavuk yetiştiriciliğinin önüne geçilmesi gerekmektedir.
*Yetiştirilen hayvanlar ile virüs taşıyan hayvanların mutlak fiziki teması veya dışkı, salya, gözyaşı, vs gibi salgılarıyla teması ile avian influenza virüsü bulaşabilmektedir.
*Ayrıca kapalı alanlarda çevresel etkilerden dolayı hayvanların risk altına girmesi (örneğin patlamaların yarattığı ses, uçak gürültüsü vs.) minimum seviyededir. Fakat açık sistemde bu durum daha fazladır.
*Avian İnfluenza (kuş gribi) açısından kapalı yetiştiricilikte risk açık olana göre çok az olmakla beraber, hayvanların kontrolü de açık alanda daha zor olur.
        Çevreden enfeksiyon kapma çok daha kolaydır. Ancak kapalı sistemlerde ısı çok kolaylıkla kontrolde tutulduğundan ve dış ortamla hayvanların teması önlendiğinden risk çok daha azdır (Anonim 2007k).
6.  SONUÇ VE ÖNERİLER
Tavukçuluk geçimini tamamen bu faaliyetten sağlayan büyük işletmeler yanında kırsal kesimde, köylerde düşük verimli karışık ırklarla, bazen de hibritlerle (hatlarla) aile tavukçuluğu şeklinde 5-10 ya da daha fazla sayıda tavukla yapılmaktadır.
Ülkemizde hayvansal protein açığının kapatıla bilmesi için hayvancılığın genel olarak geliştirilmesi gerekmekte olup, hayvancılık içerisinde tavukçuluğa özel bir yer ve önem verilmesi son derece isabetli görülmektedir.Köy tavukları kontrol altına alınmalı ve serbest dolaşmaları engellenmeli. Çiftlik hayvanlarının serbest dolaşımı engellenmeli ve sınırlı bir alanda beslenmeli,
Kuş Gribi'nin tüm ülkelerde genellikle ilk görüldüğü evcil kanatlılar, açıkta beslenen veya köy tavukçuluğu olarak tanımlanan yetiştiricilikte beslenen sürülerdir. Bu nedenle, hastalığın kontrol altına alınmasında, serbest yaşayan kanatlıların kümeslerde tutulması önemlidir. Bu işlem ayrıca insan sağlığı açısından da büyük önem taşımaktadır                            (Anonim 2007j).
Kus gribi mutasyonlarla insandan insana bulaşmaya baslarsa milyonlarca insanın
ölümüne yol açabilecek bir salgına dönüşebilir. Yakın zamanda asısı geliştirilebilir. İlaç stokları hazırlanmalıdır. Kişisel hijyen, el yıkama, besin ve çevre hijyeni üzerinde önemle durulmalıdır (Anonim 2007z).


Yazının Kaynağı için Tıklayınız..

Hayvan Besleme

Hayvan besleme, hayvan vücudunda gerçekleşen tüm hayatsal (yaşama  ve/veya verim amaçlı) olayların optimum bir şekilde  seyri için  hayvanların dışarıdan kimyasallarla desteklenmesidir. Diğer bir deyişle, hayvanların biyolojik gereksinimlerini (biyokimyasal, metabolik ve fizyolojik) karşılayacak yemlerin hayvanlara yeterli ve güvenli şekilde sağlanmasıdır.


Yazının Kaynağı için Tıklayınız..

Yem - Gıda

Yem, makul miktar ve koşullarda hayvanlara sunulduğunda, hayvanın sağlığına zarar vermeyen, hayvanların yaşamlarını sürdürebilmelerini ve verim vermelerini sağlayan, hayvanların yararlanabileceği formlarda organik ve inorganik besin maddelerini içeren ve hayvan tarafından ağız yoluyla alınan maddelere denir. İnsan tarafından ağız yoluyla tüketilen maddelere ise gıda denir. Yemin veya gıdanın vücut için fonksiyonel olan komponentlerine besin maddesi denir. Birim ağırlıkta yüksek oranda sindirilebilir besin maddesi içeren yemlere yoğun(kesif) yem, düşük oranda sindirilebilir besin maddesi içeren yemlere ise kaba yem denir.


Yazının Kaynağı için Tıklayınız..

Hayvanların Yem ve Su Alımı

  • Hayvanlar yemlerini dil, dudak ve dişleri yardımıyla alırlar.
  • At ve benzeri tek tırnaklarda, dudaklar çok hareketli olup, yemi almada daha çok dudaklarını kullanırlar. Atlar, otları alt ve üst kesici dişleri ile kesip koparırlar.
  • Sığırlar kısa otları dudaklarını yardımcı kullanıp, alt kesici dişlerle üst damak arasına sıkıştırıp kopardığı halde, uzun otları dillerini dışarıya uzatarak otları kavramak suretiyle ağza alırlar.
  • Koyunlarda da yemlerin alınmasında dil etkin olmakla beraber, çok hareketli olan dudakların bu işteki katkıları daha büyüktür. Koyunlar otları, sığırlarda olduğu gibi, alt kesici dişler ve üst damak arasında sıkıştırarak kesip koparırlar.
  • Domuzlar ise, yemleri almada burunları ve alt dudakları kullanırlar.
  • Tavuklar ise yemi gagaları ile parçalayarak ya da parçalamadan alırlar.
  • Tüm çiftlik hayvanları, sıvı yemlerle suyu, ağızlarına emerek alırlar.


    Yazının Kaynağı için Tıklayınız..

Hayvan Besleme ilkeleri

•Hayvanlar hiçbir şekilde  aç ve susuz bırakılmamalıdır.
•Hayvanlara verilen yem ve su miktarı bakıcı tarafından bilinmelidir. Mümkün olduğu müddetçe yemler tartılarak verilmelidir.
•Farklı tür hayvanların yemleri birbirlerine yedirilmemelidir.
•Farklı çağdaki hayvanların yemleri birbirlerine yedirilmemelidir.
•Besi yemi süt ineklerine ve dişi danalara yedirilmemelidir.
•Hayvanlar meraya tamamıyla aç olarak gönderilmemeli, bir miktar kuru ot yedirildikten sonra gönderilmelidir.
•Hayvanlara kesinlikle küflü bozuk, topraklı ve çamurlu yemler verilmemelidir.
•Yemliklerde  eskiden kalan yem ve salya karışımı sineklerin ahır içinde çoğalmasına sebep olacağında yemleme öncesi eski yenmeyen yemler yemliklerden alınmalı, temiz yem temiz yemliklerde hayvanlara sunulmalıdır.
•Hayvanların yemlenmeleri esnasında hayvanlara işkence edilmemelidir.
•Mümkünse hayvanları süt verim seviyelerine, cüsselerine, yaşlarına ve cinsiyetlerine göre ayrı gruplar halinde beslenmelidirler.
•Hayvanlara verilecek yemler yemleme öncesi hayvana zarar verecek yabancı cisimler (çivi, metal,tel, tahta, yonga vs..) bakımından kontrol edilmelidir.
•Hayvanların önlerinde sürekli su bulundurulmalıdır.
•Hayvanlara verilecek yemler ve su ancak kendimizin tüketebileceğine de kanaat getirdikten sonra vermelidir, kendimizin tüketmeyeceği yem ve içmeyeceği su hayvanlara kesinlikle sunulmamalıdır.
•Kanalizasyonun aktığı alanlarda hayvan otlatılmamalıdır.
•Hayvanlara daima yeterli sayıda yemlik ve suluk sağlanmadır.